|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Cemaat Partisi Ne Zaman?
AKP iktidarında, siyaset ve bürokrasinin her kademesinde belirleyici hale gelen, iç ve dış politikalara yön veren Fethullah Gülen cemaatinin bir parti hareketine dönüşüp, dönüşmeyeceği, dönüşürse bunun zamanlaması sorularının cevabı netleşiyor. Fethullah Hoca’nın, hayatta olduğu sürece partileşmeye izin vermediği, ancak hak vaki olduktan sonra ne yapılması gerektiği konusunda herhangi bir fikir beyan etmediği öğrenildi. Gülen’in bu tavrı üzerine, hareketin partileşmesini savunanların, projelerini Hocaefendi sonrasına ertelediği öne sürüldü. Hareketin partileşmesi konusu kulislerde uzun süredir dillendiriliyor, cemaatin Türkiye’deki üst düzey yöneticileri ise bu yöndeki çağrı veya taleplere, “Şimdi AKP var. Onun eliyle her istediğimizi yaptırıyoruz. Gidebildiği kadar, böyle gitsin, sonrasına bakılır” cevabını veriyordu. Ancak Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, hareketinin siyasallaştığını ve Gülen’in artık Türkiye’ye dönüp, resmen bir parti kurması gerektiğini yüksek sesle dillendiren ilk isim oldu. Bu tartışmalardan sonra Fethullah Gülen’le görüşme imkânı bulan ve konuyu gündeme getiren bazı isimlerden alınan bilgiye göre, Hocaefendi, hayatta olduğu sürece partileşmeye yeşil ışık yakmadı, sonrasını ise açık bıraktı. Sağlık Durumu Nasıl? Son günlerde Cemaate yakın Zaman Gazetesi’nde yer alan bazı yorum ve makaleler dikkat çekici bulundu. Özellikle cemaatin medya kolunda en etkili isim haline gelen Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın iki gün üst üste yazdıkları, Fethullah Gülen’in sağlık durumun kötüleştiği yorumlarına sebep oldu. İlk yazısında, Cemaatten olduğu anlaşılan ve İsrail’den Peru’ya bir çok yerde aktif şekilde çalışan Hasan Ertürk’ün ölümünü anlatan Dumanlı’nın yazısına, “Gurbette Ölüm” başlığını koyduğu ve “Gurbette ölüm herkese nasip olmaz, hicrette vuslat herkese nasip olmaz” dediği görüldü. Dumanlı bu yazının ertesi günü ise bir hafta önce ziyaret ettiği Fethullah Gülen’i anlattı. Dumanlı, “Neylersin” başlıklı yazısında önce Gülen’in sağlık durumu hakkında şu bilgileri verdi: “Her zamanki sağlık problemleriyle yaka paçaydı. Kalp, şeker, tansiyon. Üçü bir arada oldu mu; bir de onca manevi yük insanın omuzlarına bindi mi, ne gecesi kalıyor o insanın ne gündüzü. Boşuna dememişler ‘Müptelayı gama sor ki geceler kaç saat!’. Hocaefendi de öyle. Her sabah uykusuz, sancılı ve upuzun kış gecelerinin ıstıraplarını okuyorsunuz simasında” Dumanlı devamında, dikkatini çeken bir şeyden bahsetti; “Hocaefendi’nin sık sık ‘Neylersin’ deyip, ince bir ah çektiğini”, dayanamayıp, neden böyle söylediğini sorduğunda da derinliğine inmeden, sadece ipucu verdiğini aktardı. Bu ipuçlarından anladıklarını da özetle şöyle ifade etti: “Anlıyoruz ki ‘neylersin’ aslında derin bir iç muhasebenin düğümlendiği sorgulayıcı bir kelime. ‘Yıllar öncesine gidiyorum sık sık’ diyor. Ve ekliyor: ‘Geceler boyunca kendimi hesaba çekiyorum. Keşke öyle yapmasaydık, keşke şu tarihi fırsatları şöyle değerlendirebilseydik diyorum’…Anlaşılan o ki Hocaefendi, hayatı bu iki med cezir arasında yaşıyor. Kâh maziye yöneliyor ve oradaki fırsat iklimlerini mercek altına alıyor; kâh fikren ve hayalen istikbale seyahat ederek bugünkü gafletimiz üzerine teessürlerini dile getiriyor.” Dumanlı bu ilginç yazısını, “Bugün Fethullah Gülen'in kıymeti yeterince bilinmiyor. Ne sevenleri onun değerini anladığını söyleyebiliyor, ne ona düşmanca yaklaşanlar insaflı olabiliyor…Hiç şüphesiz bir gün Hocaefendi için de neylerdin denecek belki ve pişmanlıklar kuşağında af dilenecek. Anadolu’nun küçük bir köyünden çıkan yiğit bir insanın, nasıl bu millet için kendini feda ettiği tavazzuh ettiğinde, ‘Keşke bunu daha önce idrak etmiş olsaydık’ diyenler olacak…Bugün ona bir önyargı ile bakanlar, ‘Keşke asrın Mevlânâ’sına bu kadar kaba saba yaklaşımlar içinde nadanlık yapmasaydık’ diyecek…Ama iş işten geçmiş olacak…” diye bitirdi. Avaz Türk olarak Fethullah Gülen’in “Sır kapısını” araladığımız haberimizde, Hoca’nın, özellikle “dinlerarası diyalog” konusunda, “Acaba yanlış mı yapıyorum?” diyerek, birçok gece hüngür hüngür ağladığı bilgisini aktarmıştık. Sadece Ekrem Dumanlı’nın yazısında değil, Gülen’in kendisine ait “Kırık Testi” adlı kürsüdeki son sohbetinde de “dinlerarası diyalog”a ilişkin tereddüdün izleri görülüyor. İslam coğrafyasının, başka ülke ve milletler karşısında âciz, bir silleyle sarsılabilecek, bir kıvılcımla efradı birbirine düşürülüp, birbirinin kurdu hâline getirilebilecek içler acısı, sürüm sürüm bir halde olduğuna dikkat çeken Gülen, “Asrımızın Müslümanları olarak Rahmeti Sonsuz’dan niyaz ederiz ki, İslâm Dünyası; Moğol ve Haçlı işgalleri, Asya’da yaşanan hercümerçler gibi hazin ve büyük gurbetlerden sıyrılıp kurtulduğu gibi, son asırlarda içine düştüğü ve günümüzde en ağır şekilde yaşadığı hercümerçlerden de bir an önce kurtulur” dileğinde bulundu. Avaz Türk
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||