|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
El birliğiyle "iç savaş" gayretleri!Tesadüfe bakın ki (!) dün kiminle konuşsam "Memlekette iç savaş çıkarılmak istendiğinden" söz etti. İnsanlar neden aynı anda, aynı duyguya kapılsınlar ki, demek ortada vatandaşta bu endişeyi yaratan bir durum var. Neler oluyor bir göz atalım; Bursa İnegöl’de açılım sürecinde BDP ve PKK tarafından açıklanan “terörü durdurmak için kendi açılımlarındaki talepler” ve yapılan tehditler, bu tehditlerden hemen sonraki saldırılarda verilen şehitler, aynı süreçte yapılan Türk-Kürt ırkçılığını körükleyici konuşmalarla birbirine karşı kışkırtılan kitleler... Bunlar sonucunda bugüne kadar başarılamayan “Türk-Kürt vatandaşların birbirine düşman edilmesi” nihayet başarıldı demek ki... Aynı süreçte benzer başka olaylar yaşanmıştı, sürüyor. Bakalım bu durum yaratıldıktan sonra sanatçılarla, yazarlarla vb. yapılan açılım toplantıları neyi çözecek. Öte yanda “Kürt sorununa İslami Çözüm” isimli bir forumda çözüm için yapılan “Andımız kaldırılsın, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ silinsin” önerilerinin haberi var. (Öyle istekler sıralanmış ki geriye bir ‘İstiklal Marşı’nın da kaldırılması’ isteği kalmış.) Ve tabii Türk-Kürt çatışması körüklenirken “Ergenekon soruşturması kapsamında” diye 102 kişiyi daha; emekli-muvazzaf askerleri, amiralleri, generalleri tutuklama emri var. Öyle kışkırtıcı, öyle sınırları zorlayıcı boyuta geldi ki iş, olacak şey değil. MESELE ÇETİN DOĞAN’I ÖLDÜRMEK Mİ? Masum insanları 10’ar, 10’ar katleden terör örgütünün elemanları “Silah bırakmadık, sadece önderimizin çağrısına uyduk” dedikleri halde ayaklarına mahkeme kurularak serbest bırakılırken, tutuklanma sırası emekli askerlerden görev başındaki askerlere, generallere geldi. Öyle anlaşılıyor ki, öncelikle emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın ölümüne neden olmadan bırakmayacaklar. Bundan 7 yıl önce yapılan bir askeri tatbikat seminerindeki plânların darbe plânı olduğu iddiası üzerine (deliller toplanıp dava açıldıktan sonra) Doğan tutuklandı. Serbest bırakıldı. Kısa süre sonra tekrar tutuklandı, tekrar serbest bırakıldı. Koskoca Orgeneral... Kaçmıyor... Her seferinde kendisi gidip teslim oluyor. Son bırakıldığında onunla birlikte 14 kişiyi tahliye eden (22 Haziran Salı) mahkemenin gerekçesi şu: “Mevcut deliller doğrultusunda şüphelilerin katıldıkları ya da görevlendirildikleri Balyoz Seminer Plânı’nda yapılması plânlanan eylemlerin ‘icra hareketlerinin gerçekleştirildiğine dair somut olgular‘ bulunamaması... Ve şüphelilerin kaçma olasılıklarının bulunmadığı”... GÜVENLİK GÜÇLERİ DE DÜŞMAN GİBİ Dönemin Genelkurmay Başkanı’nın ve 27 Nisan muhtırasını veren Genelkurmay Başkanı’nın “her nedense” hiç de sorumlu olmadığına karar veriliyor ve bu isimler ağıza bile alınmıyor ama seçilen bazı kurbanlar aileleriyle birlikte devamlı işkence görüyor. Mahkemenin serbest bırakma gerekçesinde ne değişti, dosyaya ne eklendi ki bu insanlara birkaç hafta içinde yeniden yakalama emri çıkarıyorsunuz? Alay mı ediyorsunuz, oyun mu oynuyorsunuz? Uluslararası dev boyuttaki dolandırıcılıkta, Deniz Feneri davasında Alman yargısı suçluları ortaya çıkarmışken tutuklanmalarına izin verilmedi, tüm deliller karartıldı, tüm failler işlerinin başında oturtuldular da (ve nedense Hüseyin Çelik “Geciken adalet, adalet değildir” bile demedi) TSK’nın orgeneralleri mi delil karartacak veya kaçacak? Pazar günkü gazetelerde eşiyle birlikte çantasını hazırlarken fotoğrafları çıkan, “Bodrum’dan İstanbul’a teslim olmaya gittiğini” açıklayan Çetin Doğan, Bodrum Havalimanı’nda İstanbul uçağına binerken polisler tarafından engelleniyor ve polis “asker koruma görevlisini” yumrukluyor. Daha önceki tutuklamalar sırasında kalp rahatsızlığı geçiren ve ameliyat edilen Doğan bu ağır aşağılama karşısında tekrar rahatsızlanıyor ve yoğun bakıma kaldırılıyor. EN TEPEDEKİ MUVAZZAF!! Bir öldürebilseler, rahatlayacaklar. Daha başarılamadı. Peki polisin bugüne kadar bir orgeneralin asker korumasına saldırdığı hiç görülmemişti de neden bugün görülebiliyor? Çok ama çok önemli bir nokta bu; neden? Polis kendi ordusuna düşman mı oldu, yoksa iddiaları gerçek saymak polise mi düştü? Genelkurmay yakalama kararı çıkarılan muvazzaf askerler için “görevleri başındalar” diyor. Haklı çünkü çıkarılan tutuklama kararlarının hukuksuz olduğunu AKP’nin yönetici kadrosu bile (şimdiye kadar hiç söylememiş olmalarına rağmen nedense şimdi) arka arkaya söyleyip duruyor. Ve muvazzaf askerleri, generalleri de tutuklamayı başardıkları gün bu iş “en tepedeki muvazzaf askere” kadar vardırılabilir demektir. Bu kışkırtma ile istenen en hafifinden muhtıra gibi görünüyor ve doğrusu referandumda çok işe yarayacağı kesindir (27 Nisan muhtırasıyla görüldü) ama TSK’nın bu oyuna gelmeyeceği de aynı derecede kesin bence. Umarım yanılmam! Bakalım ülke daha nerelere sürüklenecek?
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||