new balance shoesasics running shoesmulberry handbagsnew balancetory burch saleonitsuka tiger saleLouboutin Saledesigner bagsprada handbagstory burch shoesLouis Vuitton Outlet
Halkın Ağzını Kim Bozdu?..

Halkın Ağzını Kim Bozdu?..

Tarih 28 Temmuz 2010, 08:48 Editör

Yiyeceklerde, giysilerde, her yerde abuk sabuk yazılar...Çoğuna dilimiz dönmüyor; çoğu bizim sivri akıllıların uydurması...Çok katlı yapılar, alışveriş merkezleri, konaklama ve eğlence yerleri, hastaneler, hatta çocuk yuvaları; içinde yaşayanlarla birlikte yabancılaşıyor.

Halkın Ağzını Kim Bozdu?..
Sözde aydınlar, bir süredir dil konusunda ninesinin mantığıyla üfürüyor; sanki Türkçe özgürmüş gibi, “tek bir dil”in baskı altında olduğunu söyleyip duruyorlar. Türkçenin ve yenileşen Türkçeye sahip çıkanların başına gelenleri, yasaklanan Türkçe sözcükleri, yabancı dille eğitimin sakıncasını, Osmanlıcaya dönüş oyunlarını bilip de bilmezden gelen bu sözde aydınlar, dil konusuna yurttaşlık bilincini güçlendirecek akılcı ve bilimsel önerilerle değil; kafaları karıştıracak yeni oyunlarla yaklaşıyorlar.
Sevgi ÖZEL
Yiyeceklerde, giysilerde, her yerde abuk sabuk yazılar… Çoğuna dilimiz dönmüyor; çoğu bizim sivri akıllıların uydurması… Çok katlı yapılar, alışveriş merkezleri, konaklama ve eğlence yerleri, hastaneler, hatta çocuk yuvaları; içinde yaşayanlarla birlikte yabancılaşıyor. Adı yabancı olanın yerli ve yabancı alıcısı çok oluyormuş. Bizim sivri akıllıların savunması da bu… Kimse çocuğuna yazısız don, çorap bulamıyor; yakında bebekler, Anne! demeyecek; okey beybimli ninnilerle büyüyecekler. Daracık, havasız yerlerde gençler, sabahtan akşama play stationoynuyor. Gözleri bir noktaya yapışıp kalan, işsiz, umutsuz, gömleği I love youyazılı bu gençler, cafelerdeki falcılara, bir yerlerini yırtarak türkü söyleyenlere, gözyaşına bulanmış harçlığını da kaptırıyor. Umarsız gençlik de ana babalar gibi içler acısı televizyon diliyle konuşuyor. Çünkü ana baba, çocuklar; hepsi dil politikası silinen bir ülkenin yurttaşları… Duyarlı yurttaş, adı Türkçe çayevi bulamayıp küçük dilini yutacak kadar şaşırıyor; ama büyük dili dışardakiler mutlu; çünkü kendimize yabancılaşarak büyüyoruz. Bu aymazlığı küreselleşmenin, ABye ulaşmanın gereğidiye kendilerince akılcı, bizce aptalca bir gerekçeyle savunuyorlar. Küreselleşmenin gereği diye sütüne peynirine, donuna gömleğine Türkçe ad veren AB ülkesi var mı? Bizdeki görüntü çirkin; iğrenç… Gürültü kirliliğini önlemek için müziği kıstıranlar, yabancı adlandırmanın yarattığı görüntü kirliliğini görmezden geliyorlar. Çünkü dil devrimiyle yenileşen ortak dilimiz Türkçeyi savununca, Türk devrimiyle hesaplaşma oyunlarının bozulacağından korkuyorlar. Onların oyunları bozulacağına, varsın dil bozulsun; ana babaların, çocukların ağzını bozan dil politikasının özü bu…
Televizyon, bu politikasızlığın aynası... Abuk sabuk izlence ve dizilerle herkese ya öte dünyaya hazırlanması ya renkli yaşamları düşlemesi şırınga ediliyor. Beyin ölümü gerçekleşmiş hasta, ak sakallının dokunmasıyla diriliyor; aile içi sıkıntılar, aşk acıları din adamları, din adamı gibi konuşan yargıçlar ya da sözde bilimcilerce çözülüyor. İlköğretimli âşık kızlar, evden kaçıyor. Ana baba, 15-16 yaşındaki çocuğun evlenmesine he deyince, sorun bitiyor. Bebekler, dili berbat, içeriğiyle oynanmış çizgi filmlerle uyutuluyor. Klasikleşmiş yapıtlar tersyüz edilirken çoğu dışardan aparma diziler Türk malı… Türk malıysa sövmek, dili bozmak serbest… Toplumsal duyarlılıkları yaralayan, bilimsel doğruları yadsıyan saçma sapan dizi ve izlencelerde, toplumcu bilinen sanatçılar da boy gösteriyor. Beş altı kişi mutfaktaki becerisini göstermek için süslü masalara diziliyor; ama kötü konuşan kadınlarla erkeklerin hır çıkarmak için seçildiği belli. Şarkı sözleri de diziler gibi; Laf bulamadım, kapına tüküreyimörneği… Kitabını İngilizce yazıp Türkçeye çeviren yazar, söz yazarlarına Osmanlıca sözlük öneriyor. Al birini vur ötekine… Yaşlı başlı insanlara bol dualı, atışmalı kakışmalı izlencelerle hayırlı nasip ve kısmet aranıyor. Elli yaşına dek özüne sahip çıkamamış öğretmen, kendisini sahiplenecekkoca arıyor. Kötü konuşanlardan seçilmiş baylar bayanlar kuşlu, kelebekli ödüller alıyor. Genç haberci ağzını açtı mı saçmalıyor; hiçbir kanal, Hakkâriyi doğru söyleyen muhabir aramıyor. TBMM’deki vekillerin çoğu, özellikle eğitim bakanı, metinsiz konuşurken dil politikası silinen bir ülkenin başında oldukları daha iyi anlaşılıyor.
Usanmadan soruyoruz, bu gidiş nereye; bağımsız bir ülkede oynanan bu kirli oyunu kim bozacak? Adı yabancı yerlerde yiyip içen, dinlenen; sözü dinsel kavramlarla açıp kapayan, iç ve dış siyasaya, eğitim konusuna bile cami önünde değinen, karma dille konuşan, Türk devrimiyle kavgalı politikacılar mı? Adı ve içindeki tuhaf sözcüklerle gülünç duruma düşen oteller, lokantalar, hastaneler turisti bile rahatsız ederken bizim kültür, eğitim ve sağlık bakanlarını niçin üzmüyor? Hepsi hocaefendinin 120 ülkedeki okullarında Türkçe öğrenen çocuklarla övünürken niçin biri, Bizim çocuklar niye kekeliyorsorusuna yanıt aramıyor. Sözde aydınlar, bir süredir dil konusunda ninesinin mantığıyla üfürüyor; sanki Türkçe özgürmüş gibi, tek bir dilin baskı altında olduğunu söyleyip duruyorlar. Türkçenin ve yenileşen Türkçeye sahip çıkanların başına gelenleri, yasaklanan Türkçe sözcükleri, yabancı dille eğitimin sakıncasını, Osmanlıcaya dönüş oyunlarını bilip de bilmezden gelen bu sözde aydınlar, dil konusuna yurttaşlık bilincini güçlendirecek akılcı ve bilimsel önerilerle değil; kafaları karıştıracak yeni oyunlarla yaklaşıyorlar. Görüyoruz ki her alandaki yoksulluğun ortak dile de yansıdığı bu dönemde, sözde aydınların ağzı, Türk malı diziler kadar bozuk; peki, onların ağzını kim bozdu? Herhalde biz değil…

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KÜLTÜR - SANAT

Ah şu sanatçılar...

Ah şu sanatçılar... Tam bir papağanlar sürüsü, duygu yok ki anlatımı özgün olsun...

Türküm...

Türküm... Gemileri sen çıkardın dağlara, 250 kiloluk mermiyi bir başına koydun toplara, Hasan Tahsin oldun kurşunu sıktın düş...

YIRTINIŞ...

YIRTINIŞ... Suç nedir, suçlu kimdir her şeyi yeniden tanımlamakta fayda var...Artık Roma hukuku da hikaye...

Biz Avrupalı olmayalım, onlar bize yakışmaz...

Biz Avrupalı olmayalım, onlar bize yakışmaz... Biz çağdaşlığı Avrupa dan öğrenmedik, Avrupa ya öğrettik...

Özgün halk fıkrası, bir vurdu bir daha vurdu...

Özgün halk fıkrası, bir vurdu bir daha vurdu... "inanın bir tane daha vursaydı ben de karışacaktım..."
Yeni Sayfa 1

Köşe Yazarları

Rıfat Serdaroğlu Rıfat Serdaroğlu
SİVİLCE 19 MAYIS
Nurullah Aydın Nurullah Aydın
İNSAN OLANASESLENİŞ
Burhan Özbey Burhan Özbey
"HALKIN BAYRAMINI" KURNAZCA SAHİPLENMEK
M.Nevruz Sınacı M.Nevruz Sınacı
ÖZGÜRLÜKVE "DEMOKRASİ BAYRAMI"
Müyesser Yıldız Müyesser Yıldız
AKP, Peres'in Şu Projesini "Taş Gibi" Destekliyor!..
Uğur Koca Uğur Koca
TIP BAYRAMI ve DOKTOR HİKMET
H. Salih Gündüz H. Salih Gündüz
HOCALI'YI UNUTMAKTIR SENİN LÂNETİN
Bekir Öztürk Bekir Öztürk
"POLİS BİZE YETMEZ MİT'İ DE İSTİYORUZ"
Aysen Aydın Aysen Aydın
NERDE KALMIŞTIK
Zeynep Türk Zeynep Türk
Katil
Fuat YILMAZER Fuat YILMAZER
İNGİLİZ VE AMERİKAN MİKSERLİĞİ, ORTADOĞU VE AFRİKA'DAKİ GELİŞMELER
Tuncay Demirbaş Tuncay Demirbaş
Referandumda Hayır Demek Milli Bir Görevdir
Prof.Dr.İsa Kayacan Prof.Dr.İsa Kayacan
İletişimliler Vakfı'nın: "Meslekte 50 yıl onur ödülü"
Hasan Tahsin Hasan Tahsin
ÇÖMELMEDEN ÇIKTIM DA RECEBİM..
Adil Serdar Saçan Adil Serdar Saçan
DİNK CİNAYETİNİ KAPATTILAR
 
My Great Web page

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Foto Galeri

              

AÇILIM
AÇILIM
KARİKATÜR
KARİKATÜR
ÇOCUK SEVGİSİ
ÇOCUK SEVGİSİ
CENAZE TÖRENİ
CENAZE TÖRENİ

Video Galeri

              

Atatürk Bir kişiye beş polis kamerası
Zekeriya Öz'ün Akıl Sağlığı ve zekası Fethullah Gülen Fıkrası