SÜHEYL BATUM
Ne Olur Aklınıza Mukayyet Olun
Evet Hatay’da, İnegöl’de olan olaylar gösterdi ki, bir an önce herkesin “ciddi olması” gerekiyor. Belli şeyleri ciddiye alması gerekiyor. Bir kere, şunu hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor ki, kanla, gözyaşı ile, Kurtuluş Savaşı ile oluşturulan bir milletin, “beraber yaşaması, bir arada yaşaması” anlayışının hiç bozulmaması gerekir. Ve bu “bir arada yaşama, geleceğini birliktelikte arama” anlayışı bir kere zarar görürse, bir daha ne yaparsan yap telafi edilemiyor. Yani “diş macunu bir kez tüpten çıktı mı, onu bir daha tüpe tekrar yerleştirme olanağı” çok zor.
Evet bu nedenle, herkesin aklına mukayyet olması gerekiyor. Tüm milletin, tüm partilerin. Tüm siyasetçilerin. Her meslek grubunun. Herkesin. Evet, tabii ki bu alanda, esas görev hükümetlere düşerdi, iktidarlara düşerdi. Ve AKP iktidarı maalesef, bu alanda inanılmaz bir vurdumduymazlık içinde oldu. Üstelik bırakın vurdumduymazlığı, bile bile ya da belki de hiç bilmeden, anlamadan, ama ne olursa olsun, göz göre göre, Türkiye’nin geleceğini, vatandaşlarının geleceğini, Güneydoğu’nun geleceğini, dost, müttefik ülkelerin “kendi geleceklerini tasarlamak, bölgedeki egemenliklerini güvenceye almak” için, uydurduğu “planlara, açılımlara” bıraktı. Nedenini bilemem, bilmek de istemem. Ama göz göre göre bunu yaptı. Yapılmasına yardımcı oldu.
Ama sizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları, yine sağduyulu olun, oyuna gelmeyin. Sizler zaten “bu planların” işlemesine engel oldunuz. Size yutturulmak istenen “Habur açılımını”, daha başlarken kapattırdınız. Bugün de bu planların devamına engel olun. Sakın oyuna gelmeyin.
Evet doğru! İsteyen istediğini söylesin ya da inansın ya da iktidar istiyor diye “inanıyormuş gibi yapsın”, ama 1984’ten bu yana, PKK’nin eylemlerine, varlığına, 40 bini aşkın kişinin yaşamını yitirmesine karşın, bozulmayan “birlik ve tek millet olma düşüncesi ve anlayışı”, AKP iktidarı ve “tamamı ile dışa bağımlı politikaları” nedeniyle, 2005’ten bu yana çok yaralar aldı.
Evet bize bir elbise giydirmeye çalıştılar. Öyle ki yaşadıklarımızı, 5-6 yıl öncesini bile unuttuk. Ama biliyoruz ki, 2000’lere gelirken, yenilgiye uğramış bir PKK vardı. Öcalan yakalandı. Türkiye, onu yargıladı, mahkûm etti. Ve onu yargılarken de idam cezasını kaldırdı.
Ve öyle bir dönemdi ki, artık herkes “Kürt realitesini tanımaktan” söz ediyordu. Cumhurbaşkanları dahil. Terör sıfırlanmıştı. Her ne kadar bu söz Sayın Başbakan’ı çok kızdırıyor ve “ne sıfırlanmıştı be” türünde ilginç(!) tepkiler göstermesine neden oluyorsa da, gerçek bu idi.
Üstelik Genelkurmay dahil, tüm kesimler “silahlı mücadele bölümünün artık bittiği, bundan sonra ekonomik, siyasal, sosyal reformların yapılmasının gerekli olduğu” konusunda müttefikti.
Ve 2001 yılında anayasa değiştirildi. Hem de TBMM’deki partilerin ortak çabaları ile. Bir arada oluşturdukları, müzakere ettikleri metinler üzerinden. Hatırlayın, “Kürtçe konuşma yasağı kaldırıldı”, “temel hak ve özgürlükler” alanında gelişmeler sağlandı. Hem de çok önemli alanlarda. Televizyonlarda “Kürtçe program yapma olanağı sağlayan” yasa değişikliği gerçekleştirildi. Bunlar yapılırken de, tek bir kişiden bile, “Hayır, Kürtçe yasağı kalkmasın” türünde bir eleştiri de gelmedi.
Ama bir şeyler oldu. Bize giydirilmek istenen elbisenin gereği olarak, bu “gerçekleri” unutmamız için çok şey yapıldı. Medya kuruluşları el değiştirdi. Hem de devlet bankalarından alınan kredilerle. Yandaş aydınlar(!) oluşturuldu. Yani bir oyun, bir film oynanmaya başlandı.
Evet doğru, 2007’ye de böyle geldik. Ve 2000’in başından 2007’nin 16 Ekim’ine geldiğimizde, senaryonun yeni bölümü oynanmaya başlandı. Bu bölümün son aşaması da; yani filmin o son karesi de, sözüm ona “Kürt açılımının” hükümet tarafından başlatılması oldu.
Hani içeriği hiç olmayan, hiç olmamış olan açılım. Hani ne Başbakan’ın, ne İçişleri Bakanı’nın, 4 ay bir türlü içeriğini söyleyemedikleri açılım. Hani yandaş gazetecilerin “İçeriğinden size ne, önce var mısınız söyleyin” diye baskılar kurmaya çalıştıkları açılım. Hani Habur’da“sahra mahkemesi” kurmakla sonuçlanan açılım. Hani Başbakan’ın ilk gün “Habur’da çok güzel şeyler oluyor” dediği açılım. Hani gerçekte adı “Barzani açılımı” olan ve ABD kaynaklı olan açılım.
Ve sonuçta buralara geldik. Ama sizler, yine de ne olur aklınıza mukayyet olun, birlik bir kez bozuldu mu, bir daha çok zor olduğunu; yani macun bir kez çıktı mı bir daha aynı tüpe geri girmesinin çok zor olduğunu unutmayın. Tüm bunlara neden olan AKP iktidarının artık yolun sonunda olduğunu da hiç unutmayın. Bundan çok kısa bir süre sonra, ne tüm vatandaşlarını, ne Kürt kökenli olanlarını, ne de onların çocuklarının geleceğini, “Barzani planlarına” feda etmeyecek Cumhuriyet hükümetlerinin geleceğini de unutmayın.