|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Dubai Kredi Anlaşmasının Siyasi MaddeleriKılıçdaroğlu, Bilgi Edinme Yasası gereği anlaşmayı istemiş, "gizli" olduğu gerekçesiyle vermemişler. Anlaşmanın bizde ilgili bölümleri var. Bu bölümleri bir kez daha açıklayalım ki, ilgililerin yakasına ilişsin... Dubai Kredi Anlaşmasının Siyasi Maddeleri CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan ile Ali Babacan’ın Dubai’de 2003’te imzaladıkları ve 8.5 milyar dolarlık “gizli” kredi anlaşmasına “siyasi koşul” koyduklarını, bunun da vatana ihanet olduğunu ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, “O anlaşmayı Başbakan’ın yakasına iliştireceğim” de dedi. Gazeteci olarak bu gizli tutulmak istenen anlaşmayı Türk ve dünya kamuoyuna açıklama onuru bize düşmüştü. Konuya ilişkin hazırladığımız özel haberimiz 26 Eylül 2003 tarihli Cumhuriyet’in manşetinden “Türkiye Kuzey Irak’a girerse ABD ile yaptığı kredi anlaşması askıya alınacak” üst başlığı ve “8.5 milyar doların gizlenen faturası” ana başlığı ile yayımlanmıştı. Kılıçdaroğlu, Bilgi Edinme Yasası gereği anlaşmayı istemiş, “gizli” olduğu gerekçesiyle vermemişler. Anlaşmanın bizde ilgili bölümleri var. Bu bölümleri bir kez daha açıklayalım ki, ilgililerin yakasına ilişsin... Anlaşmanın “Aktarım Ön Şartları” başlıklı 5. maddesinin “e” fıkrası şöyle: “Türkiye’nin Irak’a özgürlük harekâtında; Irak’a insani yardım da dahil olmak üzere ABD hükümeti ile işbirliği yapmadığına, Irak’ın yeniden inşası ve istikrarının sağlanmasında ABD hükümetinin öncülüğündeki çabaları desteklemediğine dair ibarelerin bulunması ya da tek taraflı olarak Irak’a asker göndermesi durumunda, ABD hükümeti, söz konusu bildirim tarihinden geçerli olmak üzere, geçerlilik süresinin askıya alındığını Hazine’ye bildirecektir.” Neymiş? Eğer Türkiye tek taraflı olarak Irak’ın kuzeyine girerse ABD hükümeti de tek taraflı olarak kredinin ve anlaşmanın geçerlilik süresini askıya alacakmış! 5. maddenin “e” fıkrası şöyle devam ediyor: “Bu konuların, işbirliğini askıya alma tarihinden itibaren 90 takvim günü içerisinde çözümlenmesi durumunda, geçerlilik süresi, geçerlilik süresinin yukarıda madde 5 hükümleri gereğince sona ermemiş olması koşulu ile, söz konusu tarihte yeniden başlayacaktır. Bu konularda işbirliğini askıya alma tarihinden itibaren 90 gün içerisinde herhangi bir çözüm söz konusu değilse, ABD hükümeti Hazine’ye geçerlilik süresinin sona erdiğini bildirecektir.” Neymiş? Bir ekonomik anlaşmada, tümüyle ABD’nin güdümünde siyasi bir ödün verilmiş. Dahası, o tarihten sonra Türkiye’nin başına geçirilmedik çuval kalmamış. Paşalar, Paşacıklar Başına bir kulp takılarak anılan soruşturmalar, ABD’nin istemi, AKP’nin tertibi ve de görev başındaki askeri komuta kademesinin onayıyla gerçekleşmiştir. Artık bunda hiç kimsenin kuşkusu olmamalı... Vardığımız noktayı iyi değerlendirmek gerek: Türkiye’nin bağımsızlık sürecinde övündüğü çağdaş Türkiye’yi kuran Kemal Paşa’sı, Lozan kahramanı İsmet Paşa’sı, İzmir’i kurtaran Fahrettin Paşa’sıvardı... Bir de dönüp sömürge konumuna düştüğümüz yakın tarihimize bakalım: Tak-şak paşa mı istersin, hocam paşa mı istersin, Audi paşa mı, yoksa paslaş paşa mı... Hepsi, ama hepsi dizi dizi geçti önümüzden. Bir emekli üst düzey paşa düşünün ki, orduevine geliyor, tatil yapacak. Kimse yüzüne bile bakmıyor... “Neden?” derseniz... Yanıtı, Poyrazköy davasında yargılanan eski SAT komandosu emekli BinbaşıLevent Bektaş’ın o sarsıcı ifadesinde gizli: “Ben dünyaya yeniden gelsem, yine asker olurdum, yine SAT olurdum. Ama bu ülkenin ordusunda değil.” ABD-AKP güdümüne girmiş paşalar oraya buraya laf yetiştireceğine dönüp kendilerine baksınlar. En güvenilir kurum olarak adlandırdıkları TSK’yi ne hale getirdiklerinin ayrımına varsınlar... Balyoz Darbesi Balyoz soruşturması kapsamında soruşturulan emekli Korgeneral Engin Alan’ın eşi Nevin Alan, “Türk Silahlı Kuvvetleri, kendi personeli olan muvazzaf ve emekli generallere darbe yaptı. Onların arkasında durmadı. Herkesi de birbirine düşürdü. Yaşanan hukuksuzluklara hiçbir tepki göstermedi. Ses soluk çıkmıyor. Biz isterdik ki onlardan bir tepki gelsin, bizi arayıp sorsunlar ama böyle bir şey olmadı. Darbeyi bize yapmış oldular” diyor. Nevin Alan tanıyı çok geç, ama doğru koyuyor. Daha önce de yazmıştık. Bir kez daha anımsatılım. E-muhtırayı veren eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe’de görüştükten, AKP yüzde 47 ile iktidara taşındıktan, Abdullah Gül de Çankaya’ya gönderildikten sonra, Eylül 2007’de dönemin Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Nusret Taşdeler’in hazırladığı resmi rapor, yeni süreci tanımlamıştı. O raporda, 22 Temmuz seçimlerinin devletin temel nitelikleri açısından bir dönüm noktası olduğu vurgulanmış ve “İslami demokrasi bağlamında kazanılmış olan ivmeyi, halen gelmiş olduğu noktadan geri çevirmenin son derece zor” olduğu belirtilmişti. Bakmayın siz, Başbakanlık ile Genelkurmay Başkanlığı arasında sürdürülen dar alandaki kısa paslaşmalara. Ilımlı İslamı kabullenmiş komuta kademesi, ordu içinde tasfiye darbesi yapmıştır ve o darbe devam etmektedir. Alkol AKP iktidarının Bursa Valisi, İnegöl’de kardeşliğe aykırı ayaklananların eylemlerini “alkollü” olmaya bağlamış. Televizyonlarda olayları izleyenler, saldırganların sürekli “tekbir” getirdiklerini duymuşlardır. O zaman, Bursa Valisi’ne göre, İnegöl’de olay çıkaranlar dini bütün sarhoşlardı. Öyle mi?
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||