|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Son Durak ve vesayet...Biz bu yolun sonu "Bağımsız Kürdistan"a çıkar diyorduk ama, Baydemir şimdilik açık açık söylemiyordu. Son Durak ve vesayet...Hasan Pulur/Milliyet Kaderde Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’le aynı şeyleri yazmak, aynı konuları söylemek varmış... Biz ne yazmıştık, pazartesi günkü yazımızda... “Her şey aşama aşama” başlıklı yazımızda, aşamaları sıralayıp “Federal devlet” durağında bir lahza bekledikten sonra “son” durağın levhasını asıyorduk: “Bağımsız Kürdistan!” * * * Son durakta Osman Baydemir’le ayrılıyorduk; biz son durağa, “Bağımsız Kürdistan” levhasını asarken, Osman Baydemir “Bağımsız Kürdistan”a şimdilik uğramıyor, o durağın adını koyamıyordu, kim bilir böyle bir niyeti de yoktu, İmralı’dan esecek rüzgâra bağlı... * * * Biz bu yolun sonu “Bağımsız Kürdistan”a çıkar diyorduk ama, Baydemir şimdilik açık açık söylemiyordu. “Türk bayrağının yanında Kürt bayrağı da dalgalansa ne olur?” derken ne kadar romantik değil mi? * * * Tekrarlaya tekrarlaya bıktık ama hatırlatacağız... “Terörle bir yere varılamaz!” diyenlere biz, çoğunu kızdıra kızdıra “Varılır, varılır!” demiyor muyduk? İşte eser ortada! Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek: “Organları yer değiştirmiş adam, yerli yersiz konuşmuş!” Ne demekse? Yani adam ağzıyla değil de başka bir yeriyle mi konuşmuş? Öyle de olsa kızmak yok, “Kürt açılımı”nın sınırı var mı? Hele arkasında “demokrasi, hak ve özgürlükler” payandası oldukça... * * * “Evet”çilerin ağzında bir sakız: “Askerin vesayetini kırdık!” Çok iyi, bravo, gücünüz madem “12 Eylül” darbecilerine yetiyor, başlamışken daha geriye gidin “27 Mayıs”, “12 Mart” darbelerini yapanlardan da hesap sorun, hazır işe başlamışken... Fethullah Gülen Hoca’nın pazar gecesi “Samanyolu” televizyonundaki konuşmasını dinlemediniz mi? Sadece “evet” deyin demiyordu, “27 Mayıs”ı da, “12 Mart”ı da hatırlatıyordu... “Hoca efendi” hatırladığımız kadarıyla ilk defa bu kadar keskin siyasete dalıyor, öylesine “evetçi” ki mezardakileri bile oy vermeğe çağırıyordu. MHP lideri Bahçeli de “mezardakileri oy vermeğe çağıracağına, Amerika’dan gelip oy versin!” dedi “Hoca efendi” ilk defa siyasete bu kadar muhatap oluyor. Demek “evetçiler” zor durumda... * * * Yukarıda da yazdık ya bir “vesayet” lafıdır dolaşıp duruyor, ne demek askerin vesayeti? Değişik anlamları var ama “askeri imtiyaz yok!” diye de yorumlanabilir. Öyle mi? İktidarın hazırladığı Anayasa değişikliğinin en önemli maddelerinden biri, askerin, “sivil” adliye mahkemelerinde yargılanması. Devletin güvenliğine, Anayasal düzene, düzenin işleyişine dair suçlar, yani darbeler ya da teşebbüslerine ait davalar “sivil” adliye mahkemelerinde görülecek, askeri mahkemelerde değil... Ya bu suçlardan sanık genelkurmay başkanı, kuvvet kumandanları, jandarma genel komutanı nerede yargılanacak? Sivil mahkemeler de mi? Hayır, yüce divan da, Anayasa Mahkemesi’nde... Niye? Hani “askerin vesayeti ” diye tutturmuştunuz... Onları da “sivil adliye mahkemelerinde” yargılasanıza... Bu bile “hayır” vermeğe yeter!
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||