|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
AKP'nin İkiyüzlü Siyaseti -1-
Serdar Erdoğan yazdı - Anayasamız toplam 177 maddeden oluşmaktadır. Yani AKP nin "sivil anayasa" diyerek gizli ordu düşmanlığını yapıp 12 Eylülde, 12 Eylül anayasasını değiştiriyoruz demeleri küllüyen yalandır.
Anayasamız toplam 177 maddeden oluşmaktadır. Yani AKP nin “sivil anayasa” diyerek gizli ordu düşmanlığını yapıp 12 Eylülde, 12 Eylül anayasasını değiştiriyoruz demeleri küllüyen yalandır. Çünkü Anayasamız toplam 177 maddeden oluşmaktadır. AKP 12 Eylül referandumunda işine gelen geldiği 26 maddede değişiklik yapacaktır. Şimdi milletimiz iyi düşünmelidir. AKP sivil bir anayasa diyerek 12 eylül 1980 olaylarının üzerinden milletimizi aldatmaya devam etmektedir. Bu anlamda asker anayasası iması vurgulanarak sivil bir anayasa yalanını söylemekte ve ordu düşmanlığını açık bir şekilde ortaya koymaktadırlar. Referandum süreciyle ilgili milletimiz iyi düşünmelidir. Çünkü AKP milleti aldatmanın ihtisasını yapmış, bu konuda çok yetenekli bir partidir. Referandumda Ülkemiz için doğru karar vermek için AKP nin ve Başbakanın Türkiye’yi karanlığa sürüklediği geçen zamanı, iktidarda ve siyasette bulundukları yılları hatırlamak bizim için vebaldir. Hatırlayalım;
Tayyip Erdoğan daha milletvekili olmadan önce 12 Aralık 1997 yılında İstanbul Belediye Başkanıyken Siirt’te yaptığı bir konuşmadan sonra hakkında soruşturulma açılmış devamında ise 4 ay tutuklu kalmıştır. Ne tesadüftür ki 9 Mart 2003 e kadar Tayyip Erdoğan için muhtar dahi olamaz diyenler 2002 Siirt genel milletvekili seçimleri iptal ettirilmiş Siirt’ten milletvekili seçilmiştir. Rizeli olan İstanbul Belediye Başkanlığı yapan birinin Siirt’ten milletvekili olması neye işarettir?
AKP yetkilileri ve Erdoğan aslında geçmişlerini tamamen unutmuşlardır. Parti kurulmadan önce Amerika’ya gidip geçmişleri resetlenmiştir. Çünkü AKP nin kurucuları olsun Tayyip olsun geçmişte söylediklerinin tam tersini şimdi söylemekte ve bu söylediklerini inandırıcı hale getirmek için dinimizi kullanmaktadırlar. Ne demişlerdi şimdi ne diyorlar. Bakınız dün ne demişti.
Yıl 1991 Körfez savaşı. Recep Tayyip Erdoğan gazetelere verdiği demeçte şunları söylüyor: “Bu savaş, ABD’nin, emperyalizmi ve siyonizmi dünyaya hakim kılmak için yaptığı bir savaştır. ABD, Rusya sorununu çözdükten sonra bütün dünyayı kendi emrinde tek bir devlet yapma kararı aldı. Böylece siyonizmin egemenlik planı yürürlüğe konuldu… Bu savaş için Türkiye’nin, BM kararına uyduğunu ifade ederek ABD’ye yardımcı olması, milleti aldatmaktır… Türkiye’deki üslerin NATO maksatları dışında kullanılmayacağı, yasaların hükmüdür. Fakat bugünkü uygulamada bu üsler NATO’ya değil, ABD’nin emrine verilmiştir.”
Bakınız bugün ne söylüyor. Yıl 31 Mart 2003. ABD nin Irak katliamının ilk günleri. Recep Tayyip Erdoğan Wall Street Journal’a verdiği bir demeçte şunları söylüyor: “ ABD’nin Irakta savaşan kahraman genç kadın ve erkek askerlerinin, olabilecek en az zayiatla evlerine dönmeleri için dua ediyoruz..”.
Düne bakalım. Yıl 8 mart 1995. Abdullah Gül Refah Partisi milletvekili. Meclis tutanaklarına göre meclis kürsüsünden şöyle haykırıyor: “Türkiye'nin avrupa birliğine giremeyeceği kesindir! bunu avrupalılar söylemektedir, avrupanın önde gelen bütün politikacıları bunu söylemektedir, avrupalı filozofların hepsi söylemektedir. Çünkü avrupa birliği bir hristiyan birliğidir! bunu biz söylemiyoruz, bunu dünkü avrupa birliğinin başındaki insan söylüyor, dünkü ingiliz başbakanı söylüyor, bunu söyleyen herkes vardır avrupada bunu herkes biliyor…” diye devam ediyor konuşması. Bugün ne diyor. Tarih 21-23 Haziran 2010. Yer Çırağan Sarayı İstanbul. Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Zirvesi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül konuşuyor: “Şunu tüm uluslararası camiaya bir kez daha yüksek sesle duyurmakta yarar görüyorum; Balkanlar, Avrupa'nın tarihi, coğrafi ve kültürel yönden ayrılmaz bir parçasıdır. Bizler, paylaşılan değerler temelinde geliştirmekte kararlı olduğumuz bu ortaklığı AB üyeliğiyle taçlandırmak hususunda azimliyiz. AB'yi bir değerler manzumesi ve bir medeniyet projesi olarak görüyoruz. Hepimizin yolu AB şemsiyesi altında kesişecektir. Bundan eminiz. Bölge ülkeleri olarak bu hedef doğrultusunda yürümeye kararlıyız. Bundan kuşku duyulmamalıdır. Buna karşılık, AB'den de tam üyelik yolunda olan ülkelere destek olmasını ve süreci geciktirici adımlardan kaçınmasını bekliyoruz.” Devam ediyoruz. Dün ne diyordu. Tarih 8 Ağustos 1993. Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Yörünge’ dergisinde Ali Akel’le yaptığı röportajda aynen şu ifadeleri kullanıyor: “İsrail, zihniyet itibariyle insan denilen mükemmel varlığı, varlık sebebi dışında tanımlayan emperyalist, şovenist bir anlayışın ifadesidir. Türkiye'nin İsrail'i tanıması tarihimiz açısından ciddi bir talihsizliktir. Bizim tarihimize sürülmüş bir kara lekedir... Ortadoğu'daki kanser mikrobu olan bu zihniyeti sulamak, beslemek kadar büyük bir zulüm olamaz... İsrail'i devlet olarak tanımıyorum.” Peki bugün ne diyor. Tarih Ocak 2004. Yer Amerika New York’taki HSBC binası. Düzenlenen bir törenle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Amerikan Musevi Komitesi” tarafından "Yahudi Cesaret Ödülü" olan “Davut Boynuzu” verildi. Bunu dünyaya “Erdoğan, Yahudi Kongresi’nden cesaret ödülü alan dünyadaki tek Müslüman devlet adamı” olarak bahsedilmişti. Erdoğan teşekkür konuşmasında; “Türkiye ile İsrail arasındaki dostluk, anlayış ve güven temelindeki ilişkiler daha da geliştirilebilir. Ortadoğu’da salt askeri güç kullanımıyla çözüm bulunamaz. Türkiye üzerine düşeni yapmaya hazırdır.” Ve “Musevi düşmanlığı utanç verici bir akıl hastalığının tezahürüdür katliamla sonuçlanan bir sapkınlıktır sapıklıktır… Soykırım etnik temizlik ırkçılık İslam düşmanlığı Hıristiyan düşmanlığı yabancı düşmanlığı ve terörizm geçmişten bugüne kadar devam edegelen kötülüğün farklı yüzleridir… Başka dinlere hoşgörü göstermek bize Peygamber mirasıdır… Musevi düşmanlığının Türkiye’de yeri yok…”, demiştir.
AKP nin Türk siyasi hayatına soktuğu, ikiyüzlü, riyakar siyasi anlayışı, tüm tüm çıplaklığıyla ve gerçekleri olduğu gibi yazarak milletimizi aydınlatmaya devam edeceğim. Çünkü referandum öncesi AKP nin yürütüğü ikiyüzlülük artık milletimiz tarafından anlaşılmalıdır. Yahudi mistik ve Kabala inançlarında “7 şamdanlı mum”, “7 ışık” kutsal inancını hatırlatan AKP nin 7 süzmeli ışık saçan ampülü, milletimizin önünü aydınlatmadığı kesindir. Ampül tüm ışığını Türkiye’yi hazmede hazmede bölmek isteyen Küresel sermayeye ve onun işbirlikçilerinin önünü aydınlattığı ortadadır. SERDAR ERDOĞAN 21.08.2010
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||