|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Kılıçdaroğlu: "Devlet kin tutmaz"
Gazeteport Yazarı Kerimcan Kamal Kemal Kılıçdaroğlu ile Gazeteport için konuşmuş. İşte o söyleşi İlgilenin ya da ilgilenmeyin ,anlayın ya da anlamayın ,sevin ya da sevmeyin siyaset hayatımızın içinde. Zamlı aldığınız ekmek,zamsız aldığınız maaş,elektrik faturanıza eklenen vergi,mahallenize ulaşan suya kadar herşey aslında siyasetle ilgili. Siyaset ise bu aralar sadece referandum ile ilgili. Aylardır referandum ile yatıp referandum ile kalkıyoruz. “Evet” ya da “hayır” derken belki yeterince bilgi sahibi değiliz ,hatta iş,ekmek ,aş peşinde belki “evet” ya da “hayır”la pek de ilgilenmiyoruz ama kesin olan bir şey var ki bu referandumun sonuçları hayatımızı tıpkı diğer önemli siyasi tercihler gibi çok etkileyecek. Bende sizler gibi “evet” ve “hayır”ı gün be gün takip ederken bir sabah bir baktım ki yaşadığım şehir İstanbul tamamıyla “evet”e dönmüş. Bütün sokaklar “evet” dolmuş . Reklamcı arkadaşlarımı aradım onlarda "evet abi" dediler "AKP neredeyse bütün reklam panolarını kapattı." İktidarın nimetinden mi yoksa AKP’ nin reklam ekibinin gayretinden mi bilinmez İstanbul” da yer gök “evet”e kesmiş. Vatandaşın neden “evet”demesi gerektiği ile ilgili açıklamalarla dolu bütün sokaklar. Ve açıkça söylemek gerekirse vatandaşın ilgisini “evet”e yöneltmek için çok etkin bir çalışma bu. Böylesine yoğun “evet”le karşılaşınca doğal olarak gazeteci damarım kabardı ve ben de “hayır”ın kalbine gitmeye karar verdim. Telefona sarılıp CHP Genel Merkezini aradım ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan randevu istedim.Sağolsun, kırmadı, nezaket gösterdi ve bunca yoğun programının arasına kısacık sıkışıverdim. Yahya Kemal “Ankara’nın hiç mi sevdiğiniz yanı yok ” diye sorduklarında “İstanbula ‘a dönüşü” demiş ya ... Ben gidişini de severim. Bolu’ya kadar “telefonda gazetecilik dedikoduları “ alışkanlığım, Bolu’ya kadar da neredeyse tüm panoların” evet”çi olduğunu gördükten sonra Bolu’ ya kadar şaşkınlığa döndü. Başkent ise İstanbul’u ikiye katlıyordu.”Başbakan geliyor, Ankara evet diyor” ilanları neredeyse heryerdeydi. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu yıllar öncesinden tanırım. Televizyon programlarımıza katılmak için yaptığı ziyaretlerden aklımda hep kolunun altındaki dosyaların sertliğine ve büyüklüğüne tezat olarak nazik ve mütevazı bir Kemal Kılıçdaroğlu portresi kalmıştır. Herkesin ortak fikri olduğuna eminim ki Kılıçdaroğlu bu çizgisini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı ya da CHP Genel Başkanlığı sürecinde de korumayı hep bildi. Odasının kapısında aklımdaki ilk soru Genel Başkanlıkta geçen sürede Kılıçdaroğlu’nun değişip değişmediği ya da ne kadar, ne yönde değiştiğiydi. Sorumun yanıtı için çok beklemedim . Daha ilk el sıkışmamızla beraber Kılıçdaroğlu’nu eskisi gibi gülümseyen ve gülümseten , pozitif enerji veren insanı rahatlatan tevazusu ile karşılaştım. İlk olarak “Aaa Kerim Bey görüşmeyeli sakal bırakmışsınız “dedi ,elimi çeneme şüpheyle götürdüğümü farkedince de “ama yakışmış “diye yine nezaketi elden bırakmadı. Kendisini gece geç saat olmasına rağmen dinç gördüm. “Ne alırsınız” sorusuna "su yeterli teşekkür ederim" yanıtını verince "o zaman bana da su. Kerim Bey’in bir bildiği vardır mutlaka" demesi de yorgunluğuna rağmen espri kabiliyetinin de hala yerinde olduğunu gösteriyordu. "Bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir" demiş Sokrates. Kendimi ister istemez bir şey bilip bilmediğimi sorgularken buldum. Emekliye ayrılan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un veda ziyaretinin uzamasından, diğer programlarının sarkarak benim zamanımın kısalmasından şikayet etmeden "evet mi hayır mı" hemen ilk sorumu yönelttim . Röportajın detaylarını aşağıda okuyabilirsiniz. Bu spontan ve kısa ziyaretin sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Başkanlığı içine sindirmiş, üstelik boyu posu da yerinde gördüm. CHP Genel Merkezinin merdivenlerini hızlı bir şekilde inerken, bir yandan görüşmeyi bir an önce Gazeteport okurlarına ulaştırmak, öte yandan da bir de “evet ‘in kalbinde neler oluyor onu öğrenebilmek derdindeydim. kck Kılıçdaroğlu: "Devlet kin tutmaz" -Hayır, aksine biz darbe anayasanın değiştirmek istiyoruz.Ancak anayasa değişikliğinin ülkeyi özgürlükten yana gerçek demokrasiden yana götürmesi lazım. Böyle bir anayasa değişikliğine kimse karşı çıkmaz. CHP demokrasi kültürü olan bir partidir.Biz Recep Bey’in yüzde 34.7 oy aldığı seçimlerde anayasa değişikliğine “evet” diyerek önünü açtık. Bu yapılmak istenen değişiklikler darbe anayasasından daha kötü. Anayasa değişiklikleri toplumsal uzlaşma ile yapılmalıdır. Örneğin sivil toplum örgütleri ile üniversitelerle tartışılarak hazırlanmalıdır. Bu anayasa değişikliği AKP mutfağında hazırlanarak yurttaşlara servis edilmek isteniyor. Üstelik bu anayasa artık darbe anayasası değildir. 85 maddesi değişmiştir.Bunların çoğunluğu koalisyonlar zamanında değişmiştir. Tamamı uzlaşma ile değiştirilmiştir. Örneğin DGM ler böyle kaldırılmıştır. -Sayın Kılıçdaroğlu referandumda “evet “ çıkması sonucunda iktidar daha başka anayasa değişikliklerni gündeme getirebilir mi? -Daha ileri anayasa değişikliklerini gündeme getirmek niyetinde olduklarını sanmıyorum. Bakın bu anayasa değişikliği ile demokrasi gelmeyecektir. Asıl kilit nokta Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’ nın yapısının değiştirilmesi . "Evet"in sonucunda iktidar yargıyı ele geçirerek baskı sürecini artırmak istiyor. Örneğin bu anayasa değişikliği ile savcılar hakkında soruşturma bakanlık iznine bağlanıyor. Bu yargının siyasallaşması değil de nedir? Bu değişlikler kötü niyetli bir iktidarın elinde olsa, örneğin beğenmediği bütün işadamlarını keyfi hapiste tutabilir ve bu kanunsuzluğu uygulayan savcılar bakanın onayı olmadan soruşturalamaz hale gelir. Düşünebiliyor musunuz? Asıl üzüldüğüm nokta bazı aydınlarımızın tüm bunları gözardı ederek 12 Eylül anayasası değişecek diyerek iktidara "evet" yönünde destek vermesidir. Bu değişlikle birlikte karşıt görüşlerin susturuluduğu bir toplum yaratılacak, halkımız düşüncelerini söyleyemeyecek hale gelecek. Bu mudur demokrasi? -Süreç çok açıktır.Süreç yargının ordunun yeniden dizayn edilmesi için kullanılmasıdır.Dikkat ediniz bu daha Anayasa değişikliği gerçekleşmeden önceki durumdur.Anayasa değişikliği gerçekleşirse yaşanacakları tahmin edebilirsiniz. -27 Nisan e-muhtırası ve Dolmabahçe görüşmesi ile ilgili açıklamalarınız gündemdeydi bir süre ,sonra buna önemli bir ekleme daha yaptınız ve sayın Büyükanıt’ı kastederek “o paşadan hesap soracağız” dediniz. Bu konuda ne kadar ciddisiniz ? -Çok ciddiyiz. İktidara geldiğimizde 27 Nisan e-muhtırasının hesabını soracağız. Devletin bir yetkilisi seçilmiş bir iktidara nasıl muhtıra verebilirmiş verdikten sonra da nasıl üstün hizmet madalyası ile ödüllendirilirmiş, bunu soracağız. -Dolmabahçe görüşmesinde ne konuşulduğunu düşünüyorsunuz? -Bilmiyoruz.Ama bilmek istiyoruz. Benimle beraber mezara gider söylemi doğru bir söylem değildir. Demokrasilerde gizli görüşmeler mezara değil devletin arşivine gider. Arşivlerde bu görüşme ile ilgili bir kayıt yoktur. -Herhalde son günlerin en ilgi çeken konularını başında Hanefi Avcı’nın kitabı ve içindeki iddialar geliyor. -Hanefi Avcı’nın kitabını Türkiye'deki herkesin çok dikkatle okuması gerektiğini düşünüyorum. Hanefi Avcı sıradan birisi değildir. Kitabın içindekileri dışarıdan değil içeriden yaşamış biridir. İstihbaratın başında bulunmuş, önemli görevler yapmış biridir. Kitabında bugüne kadar bölük pörçük kalmış konuları bir bütünlük içinde bulmak mümkün. Çok ciddiye alınması araştırılması gereken bir olaydır. -Miting alanlarında genel aftan bahsettiniz. Genel affın koşullarını şartlarını nasıl görüyorsunuz? -Genel af için öncelikli şart PKK’nın koşulsuz silah bırakmasıdır. Bunun ardından gelecek bir toplumsal uzlaşma ile genel af tartışılabilir. Geleceğe yönelik bir uzmaşma isteği olmalıdır. Devlet kin tutmaz. Terörün Türkiyenin gündeminden çıkmasını ve barışın egemen olmasını istiyoruz. PKK koşulsuz silah bırakacaksa, bölgeye huzur gelecekse, geleceğe umutla bakılan bir ortamda toplumun her kesiminin uzlaşmasıyla, herkesin ortak çaba harcamasıyla af konusunda gerçekçi bir çözüme ulaşılabilir. -CHP Kürt vatandaşlarımıza nasıl bakıyor? - CHP Kürt vatandaşlarımızı yurttaş olarak görüyor. Ama sorunları var. Var olan sorunları çözmek gerekiyor. Sorunların ekonomik sosyal boyutları var. Bölgeye böyle bakmak gerekiyor. -CHP daha önce doğu ve güneydoğuda çok etkili değildi. Sizin bu referandum sürecinde çok gezdiğinizi biliyoruz. Kaç il gezdiniz? - 60 il gezdim. Bu sefer Sayın Başbakanı ikiye katladık. Kendisi sanırım 25 il gezmiş. Doğuda pek çok ile gittim. Adıyaman, Tunceli, Batman, Kars, Iğdır pek çok ili daha gezdim. Buralarda gençlik kollarımız çalışıyorlar, kadın kollarımız çalışıyorlar. - Bu gezi yoğunluğunuz,hareketliliğiniz,doğu ve gençlik vurgunuz CHP’de değişiklik belirtileri yaratıyor mu? Örneğin CHP ile ilgili en önemli eleştirilerin başında soldan uzaklaştığı geliyordu. Siz CHP'yi nereye koyuyorsunuz? - CHP halkın partisidir. Halkın gönlünde yer etmek istiyoruz. Sorunlarını çözmek istiyoruz. Halkın “benim sorunlarımı CHP halleder”demesini istiyoruz. Halka yakın olmak istiyoruz. Deyim yerindeyse halkın terini koklamak istiyoruz. İktidar var olan sorunları çözemedi. AKP ülkenin yalnızca rantıyla ilgileniyor. Biz bu ülkenin rantına değil sorunlarına, sorunlarını çözmeye talibiz. - Gündemin eskimeyen konularından biri de Silivri’de Ergenekon tutuklularının durumu. Hatta son olarak iktidar partisinden sayın Bülent Arınç bile Silivri'deki tutukluların tutukluluklarının cezaya dönmesinden şikayetçi oldu. - Bülent Bey’in bu sözlerinde samimi olduğuna inanıyorum. Sonunda onun vicdanı bile cız etmiştir. Ama ben Bülent Bey’e sormak istiyorum. Recep Bey . Bülent Bey keşke Recep Bey “ben bu davanın savcısıyım" dediğinde "yapma" deseydi. Bu dava hukuk davası olmaktan çıkmıştır. Alınan kararlar, savcıların yer değiştirilmemesi ile ilgili durum, yargıçlar üzerinde yapılan baskılar, özel hayatların ihlali, özel hayatların, telefon dinlemelerin yandaş medyaya sızdırılması gibi onlarca konu ile hukuk, bu davada ayaklar altındadır. - Konu açılmışken sayın Bşabakan ile aranızda yaşanan soy tartışmasında kendinizi nereye koyuyorsunuz, kastedilen sizce nedir? - Ben bir kere Başbakanın boyu ile ilgili hiç bir şey söylemedim.Aksine bu konuyu açan Bülent Arınç oldu.Boyum yetmedi bu sefer Recep Bey soyumu gündeme getirdi.Ben buna nasıl mı bakıyorum?Ben bir insanım.Soyum,sopum,anam,babam herşeyim belli .Ama Recep Bey bunu konuşuyor. O 20.yüzyıl politikacısı değildir.O 2.Dünya Savaşında Almanya ‘da yaşaması gereken bir politikacıdır. Gelsin kafatasımı ölçsün,ama kendisine hatırlatırım Brüksel’e gittiğinde Avrupa Birliği yetkilileri de ona insanların soyuyla niye ilgileniyorsun diye soracaktır . -Bir de iktidarın Abdullah Öcalan ile görüşüp görüşmediği konusu var gündemde. - Hükümet bunu inkar ediyor. Başbakan ben görüşmedim diyor, danışmanı, Cumhurbaşkanı görüşmedik diyor inkar ediyor. Biz görüşmedik, devlet görüştü diyorlar. Devlet bir tüzel kişiliktir. Yasama yönetir devleti. Başbakan’dan izinsiz kimse Öcalan ile görüşemez. Onun bilgisi vardır. Bilgisi ve izni dahilindedir yani. Hem Öcalan onlara daha önceden de yol haritası verdi. Buradaki asıl vehamet Anayasa değişikliği için “evet” oyu çıkarma amaçlı görüşülmesi. Eskiden beri görüşülüyordu. Ama son görüşmeler “evet” için. Bu vahimdir. Var olan terörü kendi çıkarları için kullanmaktır bu.Terör önlemek değil terörden yararlanmaktır. - Siz bu referandumu kendi liderlik performansınızın sınandığı bir seçim olarak mı görüyorsunuz yoksa genel seçimde mi bu sınavdan geçeceksiniz? - Bu bir referandum, bir seçim değil. İkisini kıyaslamanın doğru olacağını sanmıyoru.Burada bir Türkiye tercihi var.İkisi birbirinden farklı.Bizim burada hayır demekteki amacımız vatandaşın dar alana sıkışmasını engellemek.Buradan evet ya da hayır çıksa da bu bir birleştirici değil bir ayrışma seçimidir. -Sizden önce bir Baykal küskünleri konusu olurdu CHP ‘de. Sizinle birlikte bu durum ortadan kalktı mı? Eskinin sembol olmuş bazı isimleri partiden uzaklaşmıştı. Sizin tavrınız nasıl olacak? - Aslında biz partimiz için çalışmak isteyen kimseye kapımızı kapatmıyoruz. Ama gelip çalışma karşılığında milletvekilliği istenmesi sorun yaratıyor. Sayı belli. Biz gençlere kapı açmak istiyoruz. Gençlerimiz siyasete girsin istiyoruz. Bahsettim gençlik kollarımız heryerde çalışıyor. Yeni yüzler olsun istiyoruz. Mitinglerde takip ediyorum gençlerimiz siyasetle çok ilgili, onların ısınmalarını istiyoruz. - Peki Deniz Bey’le görüşüyor musunuz? - Deniz Bey’le aramız iyi ama pek görüşemiyoruz. - Yoğunluk mu sebep? - Evet yoğunluk sebep. En son sayın Mehnmet Sevigen’in kızının düğününde biraraya gelmiştik. Antalya’da miting yapacağız. Orada da birlikte oluruz sanıyorum.
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||