|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İlhamımız Atatürk'ten Türk'ün teminatı Cumhuriyet
"Darbenin çilesini çekmediler ki hesabını sorsunlar..." propagandası sürerken, İstanbul Üniversitesi kurucu Ülkü Ocağı Başkanlığı, Ülkü Ocakları Birliği 2. Başkanlığı, MHP İstanbul İl 2. Başkanlığı, Hergün gazetesi yöneticiliği de yapmış; "bir Diyarbakır Cezaevi mağduru" olan MHP Grup Başkanvekili Şandır'ın söyleyecekleri vardır diye düşündük... Selcan Taşçı’ya açıklamalarını sürdüren MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır milletin birliğinin teminatı Türkiye Cumhuriyeti’ni sonuna kadar koruma kararlılıklarını vurgulayıp şöyle dedi:
Hainlerin oyunu bozulacak Geleneksel “böl-parçala-yönet” oyununu sahneye koymaya hazırlananlara karşı, MHP ilhamını, arkasındaki destek yüzde 10’u bile bulmazken “kurtuluş” savaşını başlatıp kazanan Atatürk’ten alıyor. Selcan Taşçı’nın röportajı Yüzde 42, 13 Eylül sabahı 19 Mayıs ruhuyla uyandı!.. Geleneksel “böl-parçala-yönet” oyununu sahneye koymaya hazırlananlara karşı ilhamını, arkasındaki destek yüzde 10’u bile bulmazken “kurtuluş” savaşını başlatan ve de kazanan Atatürk’ten alıyor MHP “Bu halkın kararıdır. Halkın kararını siyasetçiler dürüstçe değerlendirmeli, herkes kendine düşen dersi ve anlamı oradan çıkarmalıdır...” diyor Şandır. MHP’de esintisi giderek güçlenen “herkese ulaşmalıyız” rüzgarına bakınca, bu partinin kendi hesabına aldığı dersin “iletişim” kanallarına yoğunlaşmak olduğunu söylemek mümkün. Peki ya ortaya çıkan sonucun “anlamı”? Onu Şandır’dan dinleyelim: “Ben toplum kesimlerine rüşvet dağıtılması, esnafa kredi faizlerinin düşürülmesi, iş adamlarına vergi ve pirim borçlarının yeniden yapılandırılması, devlet memurları ve emeklilere zam, ülkücüler ve diğer 12 Eylül mağdurlarına “darbecilerle hesaplaşma” sözleri, yaz gününde kömür- erzak rüşveti Hayır çıkmazsa, KÖYDES projelerini durdururum, yeşil kartları iptal ederim, emekliliğinizi yeniden gözden geçiririm, belediyenize hizmet gelmez, bertaraf olursunuz, huzura kabul etmem “tehditleri”, ”akılsızlar“, ”vatan sevgisinden yoksun insanlar“ hakaretleri, devletin, hükümetin ve AKP’nin bütün imkanlarına ek olarak, satın alınan medya kuruluşlarının, cemaatler ve camilerin kullanılmasıyla ulaşılan, ama bu görkemli kararlılık gösterisine rağmen ”Evet“ gerekçesi tek ve ortak bir sebebe dayanmayan, amorf bir çoğunluğu temsil eden yüzde 58’i anlamlı bulmuyorum...” Ülkeyi bölmek kolay değil mesajı * Nedir size göre anlamlı olan? Anlamlı olan bu ülkenin bölünmemesini savunan yüzde 42’lik toplum kesiminin varlığıdır. Tehditlere direnmiş, rüşveti reddetmiş olan bu kesim, iktidara “Bundan sonra ülkeyi parçalamak hiç de kolay olmayacak” mesajı vermiştir. * İktidar da bu mesajı sizin gibi okumuş mudur dersiniz? AKP’nin referandumdan sonraki ilk MYK toplantısında “Bu yüzde 42’lik kesimi araştıralım” demesi de, bir takım çevrelerin bu sonucun üzerinden bir operasyon yaparak MHP’yi kendi içinde meşgul etmeye, milliyetçileri, ülkücüleri içe dönük bir tartışmaya çekmeye çabalaması da, ikidarın da aynı mesajı aldığını gösteriyor. * Toplumun yüzde 42’sinin MHP’nin endişelerini paylaşıyor olmasının MHP’yi hedef haline getirdiğini mi söylüyorsunuz. Evet. Çünkü biz devletimizin kuruluş hukukunu savunuyoruz. Ülkemizin, milletiyle, toprağıyla parçalanmasına karşı bir siyasi mücadele veriyoruz. Yüzde 42 demek, bu milli mücadele anlaşılmış, paylaşılmış, cephe tutulmuş demektir. Yüzde 42, eğer MHP’nin endişelerini, korkularını paylaşarak; bu milletin etnik temelde bölünebileceğini, kamplaşabileceğini, cepheleşebileceğini parçalanabileceğini düşünerek “Hayır” oyu verdiyse, bu bir milli mücadeledir. Milli mücadele bloğu oluştu * Bu söylemlerinizi küçümsüyorlar... Hiçbir milli mücadele toplumun yüzde 42’si ile verilmemiştir. Büyük Atatürk 19 Mayıs 1919’da, Samsun’a çıktığında toplumun yüzde 10’luk bir kesimi dahi yoktu yanında. Atatürk milli mücadeleyi başlattığında, -ki şartlar bundan çok daha ağırdı- toplumun aydın kesiminin de yüzde 10’u yoktu yanında. Bugün ülkenin birliğini savunmak adına, MHP’nin oluşturduğu cepheye toplumun yüzde 42’sinin destek veriyor olması, ülkenin bölünmez bütünlüğü noktasında çok ciddi bir umut ve heyecan kaynağıdır. Bu yüzden ortaya çıkan sonuç bir milli mücadele bloğunu göstermektedir; çok ciddi bir toplumsal gücün, toplumsal merkezin müjdecisidir. Bu ülkenin bölünüp parçalanması dünden çok daha zor hale gelmiştir. ‘Açılım’ tezgahını bozunca siyaseten ‘katli vacip’ olduk Tayyip Erdoğan’ın, 17 Nisan 2010’da söylediği şu sözleri ne unutuyor, ne unutturuyor Şandır: “Anayasa değişikliğini, tıkanan Kürt açılımının önünü açmak ve bunun hukuki altyapısını kurmak için yapıyoruz!” Şandır’a göre bu beyan AKP’nin “gizli planı”nın itirafı niteliğinde: “Bir oyun var dediğimiz hadise bu. BOP’un eşbaşkanının niyeti, kurucu devlet hukukumuzu değiştirip, Türkiye’yi ya parçalamak ya da “demokratik Türkiye” dedikleri çok kimlikli, çok milletli, çok dilli, çok hukuklu yapıya dönüştürmek!” * Bir nevi 2. Cumhuriyet yani... Elbette. Bunun için, ’Recep Tayip Erdoğan ile başlayan bu süreç 30 yıl sonra sonucunu verir ve 2. cumhuriyet dönemi başlar’denildiği sır değil... * Türkiye üzerinde oynanan oyunlarla, MHP üzerinde oynanan oyunların ne ilgisi var? Bu soruya karşı o da kendi sorusunu ortaya atıyor: “Meclisi Mebusan’da milliyetçi bir parti olsaydı Osmanlı yıkılır mıydı?” Böylece “Neden MHP’siz parlamento istesinler” sorusu da kendiliğinden cevabını bulmuş oluyor. Egemenlik haklarımıza göz diktiler “Türk milletini parçalamanın küresel güçler için bir zorunluluk haline geldiğini” söylediğine göre sormalı: * Türk Milleti’nin parçalamak yahut dönüştürmek isteyenlerin bu planı önce MHP’ye uygulaması gerektiğine mi inanıyorsunuz? Evet, çünkü MHP, bir milli mücadele sonrası kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti devletini Türk milletinin en üst örgütlü gücü olarak kabul etmekte ve varlığını da bu milletin birliğinin teminatı olarak görmektedir... Dediğine göre halka gidip, “Bu anayasa değişikliği sizin ihtiyaçlarınızın çözümü için yapılmıyor. Bu anayasa değişikliğine ”evet“ derseniz ”esas paketler“ bundan sonra gelecek, o paketlerle de Türkiye, iki milletli bir devlete, iki dilli bir millete dönüştürülecek, devletimizin kuruluş hukuku değişecek ve böylelikle Türkiye üzerindeki egemenlik haklarımız paylaşılacak” ikazlarını yaptıkları içinmiş hıncı AKP’nin MHP’ye... Hele hele, “AKP sizi suç ortağı yapmaya çalışıyor ey halkım; bu paket bir kardeş kavgasının, iç savaşın kapısını aralayacak yıkım, ihanet projesidir” uyarısı, hepten katli, -hadi kanlı darbeler devri kapandı varsayalım- “siyaseten imhası” vacip hale getirmiş iktidar nazarında MHP’yi! Milletten intikam alıyorlar Yine de “doğru bildiğimizi anlatmaktan caymayız” diyor Şandır:“Başbakan’ın, 12 Ağustos 2005’te Diyarbakır meydanında” Kürt kimliğini tanıyorum, bu kimliğin sorunları benim sorunlarımdır, “Kürt sorunu”nu demokrasi içinde siyaset üreterek çözeceğim “sözünü vererek başlattığı süreci hatırlayın. Başbakan’ın” Silahları bırakın, dağdan inip masaya gelin, siyaset üretelim “sözünden 4 yıl sonra, bu kez küresel güçlerin talebi doğrultusunda, 23 Temmuz 2009’da” Diyarbakır’da verdiğim sözün gereği ve başlattığım sürecin devamı olarak kürt açılımını başlatıyorum“ dedi. Biz, CHP’nin o günkü genel başkanı Baykal’ın da -başta tereddüt göstermesine karşın- MHP’nin duruşuna paralel, kendi ifadeleriyle ”ulusalcı“ bir direniş ortaya koyması ve kendi karşı duruşumuzla bu oyunu bozduk.” Sorunlarınızı etnik kimliği özne yaparak tartışırsanız bulacağınız çözümler bu toplumu ayrıştırır. “Kürt sorunu” dediğiniz andan itibaren bu toplumu ayrıştırırsınız. Sorunlar varsa bu ülkenin sorunlarıdır. Bu sorunları bir farklılığı özne yaparak, mesela Alevi kimliğini özne yaparak veya Roman kimliğini özne yaparak tartışırsanız, bulacağınız çözümler bu toplumu ayrıştırır. Kürt sorununu çözdünüz; 36 tane alt kimlik diyorsunuz, onları ne yapacaksınız...“ dedik. Nitekim 19 Ekim 2009 tarihindeki Habur girişiyle, MHP’nin endişelerindeki haklılığı ortaya çıktı. Habur’u gören halkımız tepkisini koydu. Ne yaptı bu sefer AKP?” Yol kazasıydı, durdururuz, bu zaten milli birlik kardeşlik projesi “gibi sözlerle geri adım attı... Şurası net ki, MHP’nin karşı duruşu sayesinde Kürt Açılımı’nın içini, istediği gibi doldurmayı başaramadı AKP...” * Şimdi bunun intikamı mı alınıyor MHP’den? İntikam Türk Milleti’nden alınıyor. Açılımın başladığı günden anayasa değişikliği paketinin ortaya konduğu güne kadar PKK saldırıları sonucunda 180’e yakın şehit verdik; daha ötesi var mı! Her Milliyetçi Türkiye üzerindeki küresel projeleri bilir MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır’a göre MHP için kurulan tezgahla, Türkiye için kurulan arasında yöntem açısından fark yok. Her nasıl ki Türk Milleti etnik kimlik ve mezhep ekseninde farklılaştırmaya çalışılıyorsa; MHP tabanı da şimdilerde benzer bir ayrıştırmanın tehdidi altında. “İşe yarar mı” derseniz; “Şunu bilesiniz ki, Türk Milliyetçileri, Türkiye üzerinde oynanan küresel projeleri bilir. Dolayısıyla bu projelere destek vermeleri mümkün değildir” diyor Şandır. “Milliyetçi” olmanın manevi değerler kadar üniter devlet yapısına, üniter devlet yapısı kadar manevi değerlere sahip çıkmayı gerektirdiğini ve bunların milliyetçiliğin birbirini “tamamlayan” unsurları olduğunu anlatıyor: “Referandumla ortaya konulan ”MHP ayrışmaktadır, artık taban üst yönetimle yolları ayırmıştır“ gibi tezler doğru değildir. Kendi içimizde seçimdi, kongreydi. Bazı ihtilaflardı, bazı sürtüşmelerdi, dolaylı ayrışmalardı... Bütün bunlar yaşanıyor olabilir. Ama hiçbir Türk Milliyetçisi, bu milletin birliğinden, bu ülkenin geleceğinden, kimliğinden vazgeçmez. Ben buradan soruyorum. Kimin elinde, hangi doğru bilgilerle, kaç ülkücünün bu anayasa değişikliğine evet dediğinin tespiti vardır?” Millet varsa milliyetçilik de olur MHP olarak “hayır” gerekçelerini yeterince anlatamadıkları mecralarda Başbakan’ın rüşveti yahut tehdidi karşısında “evet” demiş ülkücülerin olabileceğini kabul ediyor Şandır... “Ama” diyor; “Bu ülkücülükten vazgeçmek, Türk Milliyetçiliği ideolojisinin, hedeflerinden vazeçmek anlamına gelmez...” “MHP’yi kendi içinde sorunlu bir halde tutarak, dedikodularla, psikolojik bir harekatla, yıkım projelerine karşı muhalefetini kırmak isteyenler olabilir. Eskiden aramızda bulunmuş ama bugün MHP’yle ilgisi olamayan üç beş kişi de maalesef bu senaryoya şovlarıyla katılıyor olabilirler” dese de çok net olduğu bir nokta var: “Türk Milleti olduğu sürece Türk Milliyetçiliği fikri olacaktır! Türk milliyetçiliği duygusu olduğu sürece de Türk milleti bu topraklarda egemen yaşayacaktır!”
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||