Fetih Haftası'na denk gelen 27 Mayıs 2011 Cuma günü ilki gerçekleşmek üzere, her yıl mayıs ayının son cumasında İstanbul Ayasofya'da Cuma Namazı kılmak ve akabinde şehitlerimize mevlit okutmak istiyoruz.
Ülkemizde son yıllarda sıkça gözlemlenen, kimi çevrelerin dinler arası diyalog olarak yorumladıkları, ancak gümrük uygulamaları gibi tek taraflı bir “hoşgörü” ortamı yaşanmaktadır.
Bu çerçevede, birçok metruk ve cemaatsiz kilise açılmış, apartman dairelerinde de ibadethane açılabilmesi yönünde yasa değişikliği yapılarak misyonerlik faaliyetlerine uygun ortam yaratılmıştır.
Van Gölü’ndeki Akdamar adasında bulunan kilise Ermeni Açılımı sürecine paralel olarak, geçtiğimiz yıl restore edilip “anıt müze” statüsünde ziyarete açılmıştır.
Hıristiyanlar için diğer önemli kutsal mekanlardan biri de Sümela Manastırı’dır. Geçtiğimiz yıl, sözde Pontus soykırımı anıtıyla ülkemize alenen meydan okuyan Selanik Valisi ve bir de Rus milletvekili öncülüğünde, 15 Ağustos 2009 tarihinde Sümela’da korsan ayin yapılmak istenmiş, yasaları hatırlatıp kanunsuzluğa mani olmak isteyen Trabzon Müzeler Müdiresi Nilgün Yılmazer hanımefendiye ve görevlilere saldırılmıştı.
Bütün bunları da “iyi şeyler” oluyormuş gibi lanse eden Hükümet, deyim yerindeyse “Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmaya” devam etmektedir.
Bu yıl 15 Ağustos tarihinde Sümela’da ayine izin verilmiş ve üzerinde Pontus haritalı tişörtler bulunan organize kişiler görmezden gelinmiştir. Buna mukabil, dinî ve millî hassasiyetle demokratik tepki gösteren vatandaşlarımız gözaltına alınmıştır.
19 Eylül’de Akdamar Anıt Müzesi’nde ayin yapmaya hazırlanan Ermeniler, “kilisenin tepesine haç dikilmezse gelmeyiz” şeklinde bir meydan okumayla, Hükümete alelacele haç diktirmeyi de başarmışlardır.
İşte tüm bunların sonucunda, hukuku hiçe sayarak tavizler veren Hükümet, artık taleplerin önünü alamaz hale gelmiştir.
Son olarak, 17 Eylül tarihinde İstanbul’a gelip Ayasofya’da izinsiz ayin yapacaklarını açıklayan ABD vatandaşı Rumlar büyük bir pervasızlık ve cesaretle, “izin almaya gerek duymadıklarını açıkça belirtip” devlet erkânına davet mektubu gönderebilmişlerdir.
Devletimizi yönetenler bu küstahça ve hakaretamiz girişimler karşısında sürekli geri adım atıp taviz vermektedir. Bu durum biz Türk vatandaşlarını derinden yaralamaktadır ve artık tahammül edilemez bir noktaya ulaşmıştır.
Biz, bu deklarasyonun altına imza atanlar olarak; hukukun çiğnenmesine, yabancılara tek taraflı olarak dinî imtiyazlar verilmesine ve devletimizin küçük düşürülmesine daha fazla seyirci kalamayız.
Bu doğrultuda…
- Hükümet’in, adı konmamış “Pontus Açılımı”na bir an önce son vermesini ve bunun yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı “Hıristiyanlığa Hizmet Bakanlığı” görüntüsünden bir an önce kurtarmasını talep ediyoruz.
- Mütekabiliyet gereği, Ermeni ve Rumlara verilen ayin izinlerine paralel olarak, sembolik olmak kaydıyla ve yılda bir defalığına, Fetih Haftası’na denk gelen 27 Mayıs 2011 Cuma günü ilki gerçekleşmek üzere, her yıl mayıs ayının son cumasında İstanbul Ayasofya’da Cuma Namazı kılmak ve akabinde şehitlerimize mevlit okutmak istiyoruz.
- Bu iki basit ve masum talebimize cevap alamadığımız takdirde Hükümet’in dinî ve manevî samimiyetinden şüphe edecek, mukaddesatçılığın ise sadece seçim malzemesi olarak gündeme getirildiğini telakki edeceğiz.
Yetkililere ve kamuoyuna saygıyla ilan olunur.