|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Makyavelizm derken orda durun
"Karar verdiğinde ses çıkarabilecek kadar büyük olacaksın ve bu lafla olmuyor, maddi güç de gerekiyor. Herkesin Makyavelist olduğu bir ortamda, biraz da biz Makyavelist olalım diyorum."...Emre Kaan Emre MAKYAVELIZM DERKEN ORDA DURUN Bırakalım şimdi şiir yazmayı da biraz da Makyavelist olalım. Kimdir Makyavel ne demiştir, ne yumurtlamıştır ve kimler bu yumurtaları yemiştir ona bakalım. Niccolo Machiavelli, adı üstünde adam İtalyan. Ne demiş Hükümdar adlı kitabında? "Başarıya giden yolda, her şey mübahtır demiş" Yani amacına ulaşmak için, ne yaparsan yap, hatta kitabında belirttiği gibi istersen adam öldür. Acıma, merhamet, doğru, yanlış diye bir şey yok, önemli olan hedefe ulaşmak, "Bedeli ne olursa olsun", "durmak yok yola devam" Aslında gerek fen bilimlerinde gerekse sosyal bilimlerde kavramlar, teoriler ve düşünceler eğer hayal gücünüzle bunları değişik yerlere taşıma ve taşıdığınız yere uyarlama kabiliyetiniz yoksa hiç bir işe yaramazlar, onlar size bakar, sizde onlara, taze aşıklar gibi bakışırsınız. Öğrendiğimiz kavramlarla, teorilerle ve değişik düşüncelerle neler olup bittiğini anlamaya çalışmak biraz daha zor, altyapıdan mı girelim, üst yapıdan mı? Birlikte inceleyim isterseniz. Belirleyici olan para ve güçtür, boş muhabbet değil. Kızmak yok, hangi kapıyı çalsanız "Vatan, Millet, Sakarya" Yüce Türk ulusu, özgürlüğüne düşkün, binlerce yıllık tarih, güçlü uygarlık, evet hepimiz, ben de dahil, gelecekleri varsa görecekleri de var diyoruz. Mustafa Kemal imize daha bir hırsla daha bir istekle sarılıyoruz, bu belki de ikinci doğuşudur Atatürk' ün. Ona yeniden ihtiyacımız var, "Bir daha gel, gel Samsun'dan, sarı saçlım mavi gözlüm" diyoruz, yüreğimiz yanıyor. Ölmeye dahi hazırız fakat artık gerçekçi olma zamanı, hiç bir şey eskisi gibi değil. Topla ,tüfekle, kağnıyla silah taşıyarak, Anadolu kadınının kahramanlığıyla tarih yazmış olsak da bu defa durum farklı. Dün gibi hatırlıyorum, körfez savaşında, Irak ta Avrupalı bir kadın gazeteci, arkasında Irak lı bir kalabalık, kimisinin elinde havada salladığı bir tabanca, kimisinde kaleşnikof tipi bir makineli tüfek. Kadın gazeteci kalabalığın önünde aynen şunu söylüyor: Bu insanlar (Bu aptallar der gibi) burada karşıdan Amerikalıların geleceğini sanıyorlar, yani şu gördüğünüz sokaktan, karşılarına Amerikan askerlerinin çıkıp geleceğini düşünüyorlar, oysa ki buradan kilometrelerce uzakta, tüm orduları ve güçleri şu an yok ediliyor, ortada bir tek Amerikalı yok. Saddam Hüseyin in güçlü ordusu bir haftada yok edildi, enerji savaşı ve ABD Makyavelizmi, "Bedeli ne olursa olsun" Önce petrol, sonra ABD, sonra İsrail. Yurtiçine gelelim, bizim yurtsever cephe asarız, keseriz, doğrarız, şiş kebap yaparız derken, Kalem veya klavye ile kendini avuturken, karşı taraf ne yaptı? 1)Var olan her türlü ulusal veya uluslararası örgütlü gücü, cemaati, tarikatı, hacıyı, hocayı, holdingi, birlikteliği kullandı. Gerçek kişi başka şeydir, örgütlü olmak başka şeydir. 2)Paranın güç olduğunu bilerek, hem parayı kullandı hem de değişik adlarla dernekler kurarak topladığı parayı bu dernekler aracılığıyla bir propaganda aracı olarak kullandı.Tökezledi ama yapacağını da yaptı. 3)Devlet kararları milyarlar demektir, dolayısıyla gerek yurtiçi ticarette gerek ithalat ve ihracatta bazı firmalar lehine karar alınması, bunların çok çabuk büyümesine yol açtı. 4)Hukuğu her açıdan bir silah olarak kullandı, bu bazı AB ülkelerinde de yapılmaktadır, derin devlet işleri, lobicilik, basının gücü, hukuksuz hukuğu doğurdu. 5)Amaca giden yolda herkesle ve her şeyle işbirliğine gidildi, karşı koyanlar yok edildiler, "bedeli ne olursa olsun", "Durmak yok, yola devam" Eh şimdi benim vatansever, milliyetçi, Kemalist vatandaşım, sen kaleminle veya klavyenle yaz, karşında güç, para, Makyavelizm, bir tuhaf hukuk, hem İran dan hem ABD den yardımlar, devleşmiş-devleştirilmiş holdingler, sen altıpatları al çık sokağa, ya da çek kalemi. Vatan, millet Sakarya, biz ki dünyanın tarihini yazmış milletiz...Bize kimse hiç bir şey yapamaz de...karşında dünyanın en suyu kuru Makyavelistleri var, onlara her yol mübah...Sen temiz kal. Paraya dokunma, zaten dokunduğun anda iftirası hazır, örgütlenme, çünkü birbirini yemekte üstüne yok, zaten örgütlenecek olsan çimenton yok, karşı taraf, hukuğu, parayı, dini, cemaatleri, holdingleri, teröristleri, maliyeyi, gümrüğü, supermarket zincirlerini, keriz fenerlerini vs her şeye rağmen kullansın, sen bak, manzara güzel, çaylar bizden. Banu AVAR hanıma sormuşlar okuyucular, "Bir şeyler yapmamız lazım, ne yapalım?", bana da soranlar var "Peki sen ne öneriyorsun, ne yapalım?", efendim her şeyden önce, nazlı gelin olmayı bırakın derim. İçinde yaşadığımız ortamda her şey önce birliktelikle ve sonra para ile oluyor. Ha yok ben vatansever güçlerin birleşmesini istemiyorum derseniz, aksilik çıkarırsanız bu iş başlamadan biter. İkincisi, karşı taraf paranın gücünü kullanırken siz idealist kalır kuru ekmekle ve bir bardak suyla yola çıkarsanız kapitalist ekonomi şartlarında yine yolda kalırsınız. Size tam Makyavelist olun diyen yok, biraz olun bari. PKK ya bakalım, onlar gibi olun demiyorum, ters anlamayın lütfen. Uyusturucu ticareti, silah ticareti, ticari faaliyetler, sigara kaçakçılığı, mazot ve benzin kaçakçılığı, Türkçe şarkı söyleyen ünlü şarkıcılardan haraç, sebze halleri mafyası, ayrımcılık, tehdit, şantaj, insan ticareti, sahte belgeler ve dökümanlar, esnaftan haraç, dış ülkelerden silah ve para yardımı alma, yurtdışında mafyalaşma..Peki bizler? "Vatan, millet, sakarya" Vatanseverler bu kadar çaresiz iseler ve hırslarını kalemlerinden ve klavyelerinden alıyorlarsa, bu, mevcut partilerin ihtiyaca cevap vermedikleri ya da ihtiyaca artık cevap vermedikleri inancının yerleştiği veya yerleştirildiği anlamına gelir. Muhalefet partileri tatmin edici bir muhalefet yapmış olsalardı bu yazı bile yazılmazdı. Nereye baksan ağlayan sızlanan vatanseverleri görüyorsun, ne yapıyorlar başka? HİÇ...Soruyorlar ne yapalım? Karşı taraf örgütlü ve akla gelebilecek her gücü kullanan bir yapıda, bizimkilerin kalemleri, klavyeleri ve her anlamda inançları dışında neleri var? HİÇ Makyavelizm esasen kötüdür, hem de çok kötüdür, fakat gelin bir de şöyle düşünelim: Pek çok ülkede ikinci sınıf insan muamelesi gören boşanmış bir kadın, çocuklarını doyurmak için başka çaresi kalmamışsa her şeyi yapabilir, onu yargılamak bize düşmez. Bir gazete, seçerek reklam alabilir ve bu reklamdan elde ettiği parayı kendini geliştirmek için kullanabilir. Bir dernek büyümek için kâr amacı gütmese de, kendi masrafları için kısıtlı ticari faaliyetde bulunabilir. Bir şirket sahibi, kendi düşüncesine uygun derneklere maddi yardımda bulunabilir, destek olabilir veya bizzat kendisi bazı faaliyetlerde bulunabilir. Yurtiçinde ve yurtdışında hepimiz biliyoruz ki kapitalist bir sistemde her şey parayla oluyor. Karşı taraf her şeyi kullansın, biz seyredelim olmaz. O kapitalist kuralları kullanıp, düşüncelerini ve vatanını daha iyi savunabilirsin. Karşına en tanınmış ve her şeyi kullanan ulusal ve uluslararası güçleri al, sözümona "tertemiz bir idealist" olarak kal ve otur ağla...Yetmedi, birbirini ye, doymadın senin yolunda olanlara saldır, paraya pula sakın dokunma, dokunduğun anda başkaları değil seninkiler ilk iftirayı atarlar. Yüce değerleri hakkıyla savunmak için, kuru ekmek ve bir bardak su yeter ve karşındakilerin altında filin ayağının altındaki karınca gibi ezilirsin. Onlar bu gücü biliyorlar ve kullanıyorlar, sen seyret..."Vatan, Millet, Sakarya" Umarım karşıdaki sokaktan, ellerinde bir tüfekle Amerikalılar gelir de, ne yiğit bir insan olduğunu ispat etme olanağı bulursun... Bu kafalar değişmeli, Banu hanımın da dediği gibi bütün partilerdeki bütün vatansever güçler birleşmeli, tek yumruk olmalılar, vatan için. Hiç kimse bu vatan için zaten canı yanan hiç bir başka kimsenin canını yakmamalı saygı duymalı, kenetlenmeliyiz. Kayserili veya değil, aklı ticarete eren herkes paranın gücünü de bu yolda kullanmayı öğrenmeli, her şeye rağmen kapitalist bir dünyada yaşıyoruz. Unutmamak gerekir ki, rüyalar eğer uğrunda mücadele verilmezlerse gerçek olmazlar. Daha çağdaş, Atama ve bize yakışan bir Türkiye için bundan başka çaremiz yok. Aklımıza gelen her yolla mücadele etmeliyiz, bu demek değildir ki saçma sapan şeyler yapalım, durumu, ortamı iyi analiz edip ona göre davranmalıyız. Mücadele güçle ve güç birleşmeyle olur, bu da yetmez, kendimize rağmen yasal yollardan elde edilebilecek her türlü güce taraftar olmalıyız. Kalemle, klavye ile, gazetelerde yazarak, yorum yaparak, entel kahvelerde sohbet ederek, gece gündüz iktidarı eleştirerek ve bununla tatmin olarak, bu bir haksızlıktır ben buna karşıyım diyerek, kendi içimizde birbirimizi kutlayarak, bir kaç video seyrederek, filanca konuyu saatlerce tartışarak, bizden biraz farklı düşünene kafayı takarak, can yakarak, yukardan bakarak, konuşmaktan başka hiç bir şey yapmayarak vatan kurtarılmaz. Yurtiçi ve yurtdışındaki herkes organize olmalı ve her açıdan güçlü olmaya çalışmalıdır. Dünya böyle bir dünya, lafla peynir gemisi yürümüyor, kendi maddi ve manevi gücün, her anlamda inandığın davan, kendi lobin, kendi çevren, kendi basının, kendi hukuki donanımın, kendi uluslararası gücün olacak. Karar verdiğinde ses çıkarabilecek kadar büyük olacaksın ve bu lafla olmuyor, maddi güç de gerekiyor. Herkesin Makyavelist olduğu bir ortamda, biraz da biz Makyavelist olalım diyorum. İçten ve dıştan gelen her eleştiriye göğüs gererek fakat davadan hiç sapmadan. Emre Kaan Emre
|
Köşe Yazarları
Haber AraEn Çok Okunanlar
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||