Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri de, çalışanların sendika kurarak güç birliği etmesidir.Emeğin karşılığını almak, daha iyi ve güvenli şartlarda çalışmak için bu dayanışma olmazsa olmazdır. Sendikacı olmak da kolay değildir.
Sendika kurucusu olabilmek için; Türk vatandaşı, medeni hakları kullanmaya ehil ve sendikaların kurulacağı işkolunda fiilen çalışır olmak; Türkçe okur-yazar olmak ve ayrıca; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûmiyetin bulunmaması şarttır.
Görüldüğü gibi milletvekili olabilme şartlarından daha ağır müeyyideler konulmuştur.Ne yazık ki, her alanda olduğu gibi, burada da, Hükümetin baskısı sonucu sendikalar gerçek gücünü ortaya koyamamakta, işçilerin geliri ile saltanat süren "Sarı Sendikacılık" işçilerin haklarını koruyamamaktadır.
Gündemde olan TEKEL işçileri çarpıcı bir örnektir. Bu günlere birden gelinmedi elbette.Özelleştirme furyasında yeterli tepkiyi ve etkiyi koyamayan sendikalar günden güne zayıflamış, üye sayısı azalmış, sadece tabela sendikası olmaktan ileriye gidememiştir. Hele AKP Hükümeti zamanında ne asgari ücretlerde, ne de işçi haklarında pek bir gücü olmamış,Hükümet ne verirse kabullenmek zorunda kalmıştır.Bunun da tek sorumlusu, üretimden gelen gücünü layıkıyla ortaya koyamayan, kendi saltanatlarının yok olmaması için işçi haklarından taviz veren sendika ağaları(!) olmuştur.
İşte şimdi imtihan zamanı, olmak veya olmamak için TEKEL İŞÇİLERİ haklarını ya elde ederler ya da kendileri de sorgulanmaya başlanır. İşçilerin emeğinden sefa sürmenin sonu gelmeli, demeçlerle değil fiili eylemlerle gücünü ortaya koymalıdır.
Unutulmasın ki sendikaların alfabesindeki ilk deyim’’HAK VERİLMEZ ALINIR’’