1980-1988 yılları arasında Ortadoğu İLE İLGİLİ planları bulunan ve burada güçlü devlet istemeyen güçler Irak ve İran’ı karşı karşıya getirip savaştırdılar. Sekiz yıl süren bu savaşta iki ülke her yönü ile ağır yitiklere uğradı. Bir milyona yakın insan öldü, zamanının değeriyle 150 milyar dolarlık maddi hasar ve iki ülkeye de ağır zayiatlara mal oldu.
Bilindiği gibi 1937 yılında iki ülke arasındaki uyuşmazlık sınır antlaşması ile halledilmiş, Şatt-ül Arap Irak’a bırakılmıştı. Şatt-ül Arap gibi önemli bir coğrafya parçasının Irak’a bırakılması İran’ı rahatsız etmişti. 1969 yılında ABD nin desteği ile İran burayı geri almak istemiş,bu olumsuz gelişme üzerine ilişkiler kesilmişti.1973 yılına kadar bu soğukluk devam etmiş, 1973 yılında irtibat sağlanmış görüşmeler sonunda 1975 de aralarında anlaşmışlardı.
Bu anlaşma nın içinde önemli bir madde vardı. Buda sonradan bu bölgeyi sıkıntıya sokacağı tahmin edilen konuydu. Anlaşmada, her iki ülkede sınırları içinde bulunan Kürt unsurunu desteklemeyecekler, birbirlerine karşı kışkırtmayacaklardı. 1980 yılına kadar ilişkiler bu doğrultuda gitti ve 1980 de bilinen oldu, karşı karşıya geldiler.
Bu savaşın bazıları için enteresan bir tarafı vardı. Hemen hemen her konuda aynı noktaya basan ABD ile İsrail ayrı taraflarda olmuş, ABD Irak’ı desteklerken İsrail İran’ın yanında yer almıştı. Aslında devletlerarası ilişkilerde çıkar ön planda olduğunu bilenler için enteresan tarafı yoktur. Sebep ekonomiktir. Her iki tarafta desteklediğini söyledikleri ülkelere silah ve savaş araç ve gereçleri satmış onlar birbirlerini boğazlarken bunlar kazançlarını yapmışlardı.
Bunları neden anlattım, Ortadoğu coğrafyasının önemini belirtmek için. Dünya konjönktüründe stratejik durumu nedeniyle Ortadoğu önemli bir yerdir. Yer altı ve yerüstü kaynakları ve ve stratejik öneme haiz coğrafyası sebebiyle hep rahatsız edilmiştir.
Nitekim bu olaydan sonra bölge yine rahat bırakılmamış, ABD nin isteği ile Saddam Kuveyt’i işgal etmiş, aynı devlet bu yaptığını bahane ederek Irak’ı işgal etmiştir. Milyona varan insan katledilmiş, karşımızda birliği olmayan üçe bölünmüş ama bunu deklare edemeyen güçsüz bir Irak devleti kalmıştır.
Şimdi İran üzerinde Oyunlar oynanmaktadır ama İran halkı kendine sahip çıktığı, ABD ve İngiliz’in ne olduklarını bildikleri için ayakları yere sağlam basmaktadır.
Şimdi de Ortadoğu’nun yanında Afrika kıtasında da huzursuzluk başlamıştır. Ortadoğu ve Arika’daki Arap devletlerinde despot bir yönetim tarzı mevcuttur. Krallık, Sultanlık,Devlet Başkanlığı idari yönetim şekilleridir.
ABD ve İngilizlerin dünya politikası; özellikli yerlerdeki devletlerin parçalanıp küçültülmesi, kontrolü kolay parçalar haline gelmesi/getirilmesidir.
Son günlerdeki Tunus, Mısır, Yemen gibi devletlerde olan gelişmeler bu politikaların ürünüdür. Gerçi şimdiki yönetimlerde Amerikan ve İsrail etkili yönetimlerdir ama daha fazla kontrol daha bölünmüş topraklar işlerine gelmektedir.
Ortadoğu’nun kilit noktasını teşkil eden Anadolu coğrafyasındaki huzursuzluğun ana nedeni budur. Türkiye üzerindeki bölünme oyunları bu politikanın eseridir. Türk İnsanı ve asırlardır beraber yaşamış aralarında müthiş bir bağ oluşmuş insanları karşı karşıya getirememişler onlarda yönetimler vasıtasıyla isteklerini kabul noktasında çalışmaktadırlar
Kıbrıs’taki son hadiseler AB referandumunda başlatılmış simdi son aşamasına getirilmiş ABD ve AB nin oynadığı oyundur.
Ortadoğu, Afrika ve Anadolu coğrafyasındaki olayları iyi gözlemlenmeli ve iyi değerlendirilmelidir. İngiliz’in ve Amerika’nın emperyalist düşüncesi bilinmeli ve tedbirler alınmalıdır. Bu sebeple 2011 seçimleri Türkiye için hayati öneme haizdir. Gelişmeleri milli çerçevede gören gözlere ve beyinlere ihtiyaç vardır.